17 Mayıs 2008 Cumartesi

ANNE KARNINDA çocuğun gelişim evreleri ay ay bebeğiniz kaç gram ve ne kadar büyük, bebek ne kadar


Bilindiği gibi gebelik süresi ortalama 40 haftadır.Bebeğin gelişimi ve gebeliğin fizyolojisi bakımından bu süreyi 3 bölümde incelemek alışa gelmiştir.Bu bölümlerin her biri 3 er aylık dönemlerdir ve sırasıyla 1. 2. ve 3. trimestri diye adlandırılır.
1.trimestri ( ilk 3 aylık dönem ) : Döllenmeden yaklaşık 1 ay sonra embriyo içinde basit bir kan deveran sistemi çalışmaya başlar. Spinal kord omuriliğin ilk taslağı) kapalı ve embriyo yaklaşık 4 mm uzunluğundadır. 2.ayın sonunda kalbin kapakçıkları ve dört odacığı oluşur ve çalışır hale gelir. Doppler ultrasonografi ile kalp sesleri duyulmaya başlar.Bu sırada sinir sistemi de gelişmeye başladığından motor aktivite de başlar.3 ayda fetus hareket edebilir hale gelir.Minicik bacaklarını ve kollarını oynatmaya başlar.3.ayın sonunda yaklaşık 21 gr.kadar, yani bir mektup zarfı ağırlığındadır. Uterus içinde gestasyonel sac ve 9 mm boyundaki 6 w lık normal seyirli gebelik ; 8 haftalık gebelikte yolk sac,kol ve bacak taslakları rahatlıkla görülebiliyor ;Fetal kalp sesi gelişen teknoloji ile birlikte 6-7. haftalardan itibaren duyulmaktadır.Daha büyüdüğünde ultrasonografide kalp hareketleri de gözle görülür hale gelir.
2.trimestri
( ikinci 3 aylık dönem ) : 4. ayın ortalarına doğru fetüs yaklaşık 15 cm uzunluğuna ulaşır.Kollar ve bacaklar, tırnaklarıyla birlikte, artık tamamen şekillenmiştir. Saçları çıkmaya başlar. 5.ay başladığında sese karşı reaksiyon gösterir. Saçı renklenir. 6.ay içinde boyu 30 cm ye kadar ulaşır.İç kulak yapısal olarak çalışmaya uygun hale gelmiştir.Başparmak yakalayama kabiliyetini kazanmıştır. 12.haftalık fetus,yüz yavaş yavaş şekillenmiş,özellikle alın,göz çukurluğu ve burun fark ediliyor.dikkat edildiğinde sol elini ağzına götürmüş olduğu fark edilebilir ; 16. haftadaki fetüsün yüzü yaklaşık olarak 4 cm kadar olmuştur.Ve yüz net olarak görülebilmektedir ; ikinci trimestri de fetal ön kolda, ulnar ve radial arterlerdeki kan akımının renkli doppler ultrasonografide görünümü ; Sıvı hareketini algılayabilen ileri teknoloji ultrasonlarla fetusun idrar yapışı ( miksiyon ) yakalanabilir ; 20 haftalık fetus. Fetal kardiak sistem,akciğerler,karaciğer,böbrekler,sindirim sistemi ve genital organlar gibi tüm sistemler büyük oranda değerlendirilebilmektedir ;
3.trimestri ( üçüncü 3 aylık dönem ) : 7.ayda ( muhtemelen ) tat alma duyusu oluşmuştur. Bu dönemde yaklaşık olarak 33 cm kadar olan boy daha da artarak doğuma kadar 50 cm civarına kadar ulaşır.Kilosu ise 3 kat kadar artar.8 ay içinde akciğerler gelişimini tamamlar ve dış dünyaya uyum sağlayabilecek yetiye sahip olur.15 gün
önce ya da sonra da olabilmekle birlikte ortalama 40. haftada doğum gerçekleşir...Küçük insan yeni dünyaya merhaba der...
1 ay : Henüz anne rahmine yeni yerleşme sürecidir. Anne rahmi ile gebelik arasında damarsal bağlantı başlamıştır. Bebeğin baş ve organları henüz taslak halindedir. Sinir sistemi gelişmeye başlamıştır. Bebek 10-12 mm kadar uzunluktadır.
2 ay : Organogenez olarak adlandırılan organların teşekkül devresidir. Tüm organlar taslak halindedir. Bu devrede dış etkenlere maruz kalınırsa bebekte zarar meydana gelme ihtimali olan devredir. Kalp ve temel damar sistemi oluşmuş ve 5 haftada kalp atmaya başlamıştır.İç organlar ve özellikle mide barsak sistemi gelişir. El ve ayaklar büyümeye başlar. Dış üreme organları teşekkül eder. Bebek 25 mm uzunluktadır.
3 -4 ay : Minyatür bir insan şeklini almış olan bebekte dış organlar teşekkül etmiştir. Kemikleşme başlamıştır.
Kafa hızla gelişmektedir. Omurga son şeklini almaktadır. Mide barsak sistemi çalışmaya başlar. 3 ay sonunda omurga da kapanır. Bebek yaklaşık 7.5 cm uzunluktadır.
5 - 6ay : Ortalama ağırlığı 500 gr civarındadır. Bebek hareketleri anne tarafından hissedilir. Henüz organlar büyüme devresindedir. Vücudunda ayva tüyleri büyümeye başlar. Saçlar çıkmaya başlar.6 ayda saçlara ilaveten kaş ve kirpikler gelişmeye başlar.Akciğerleri halen gelişmemiştir. Gözleri açılmaya başlar. Ortalama 750 gr
civarında ağırlığı mevcuttur.
7 ay : Akciğerlerde nefes almayı sağlayan surfaktan adındaki maddele üretilmeye başlar. Doğum gerçekleşirse yoğun bakım şartları ile yaşayabilir. Ortalama 1000 gr civarındadır.
8 ay: Bebekte hızlı kilo aldığı devre başlar. Ortalama 200 ile 250 gr arasında kilo artışı saptanır. Erkek bebeklerde testisler torbalara inmeye başlar. Akciğer gelişimi hızlanır. Normal hayata adaptasyon süreci başlamıştır. 2000 gr
civarında ağırlığa ulaşır.
9 ay: Bebeğin tüm organları gelişmiş ve doğum için hazırdır. Akciğerleri nefes almak için gerekli olgunluk sürecini geçirmiştir. Kalbinde sağ ve sol kulakçık arasında delik doğumdan sonra kapanacak. Aynı şekilde akciğer atardamar ve ana damar(aorta) arasındaki açık kanal doğumdan sonra kapanacak. Bu devrede önde gelen baş ise doğum kanalına yerleşmiştir.
Kaynak:http://www.cocukgelisim.com

Folik Asit nedir,Folik Asit hangi besinlerde bulunur,Folik Asit nelerde bulunur, Folik Asit ne kadar alınmalıdır, eksikliğinde gelişen anomaliler...


Folik Asit: B grubu suda çözünen vitamin çoğu zaman folik asit ya da folat olarak adlandırılır. Oysa bu iki terim birbirinden farklıdır. Folik asit viatminin en stabil formunu belirtir ve besin maddelerinde nadiren bulunur. Folik asit vitaminin ilaçlarda ve işlenmiş besinlerde bulunan formudur. Folat ise doğal maddelerde bulunan şeklidir. Folat ya da folik asit vücutta özellikle DNA yapımında rol alır. Bunun yanısıra bazı amino asitlerin metabolizmasında da rol aldığı bilinmektedir. Bazı durumlarda vücutta folat eksikliği ortaya çıkabilir. Bu durumların en iyi bilineni alkolizmdir. Alkol folatın emilimini engelleyerek eksikliğe yol açar. Besinler yolu ile yetersiz alınması da bir diğer eksiklik nedenidir. Hamilelik ya da kanser gibi hücre bölünme hızının yüksek olduğu durumlarda da vücudun folata olan gereksinimi artacağından eksiklik görülebilir.
Belirtileri:Erken dönemde fazla belirti ve yakınma olmaz. En erken bulgu kan homosistein düzeylerinde saptanan artıştır. Folat eksikliğine en çabuk tepki veren hücreler en hızlı bölünen hücrelerdir. Folat düzeyi azaldığında kemik iliğinde hücre bölünmesi bozulur ve az sayıda ama dev boyutta kan hücreleri üretilir. Bu durumun sonucu bir kansızlık türü olan megaloblastik anemi adı verilen tablodur. Bu hücrelerin oksijen taşıma kapasitesi azaldığı için kansızlığın tipik yakınmaları olan halsizlik, yorgunluk, çarpıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Fetal büyüme ve gelişme hızlı hücre bölünmesi ile karakterize bir dönemdir.DNA ve RNA üretimindeki krıtik rolü nedeniyle bu dönemde yeterli folat alımı son derece önemlidir. Yapılan araştırmalar hamilelikte yeterli miktarda folik asit alımının bebekte merkezi sinir sitemi anomalileri görülme olasılığını anlamlı ölçüde azaltığını göstermektedir. Nöral tüp defekti adı verilen bu merkezi sinir sistemi anomalileri değişik şekillerde ve derecelerde görülebilir. En basit formu olan spina bifida da omurgada küçük bir açıklık varken en ileri form olan anensefalide bebeğin kafatası ve beyni gelişmez. Nöral tüp defektleri döllenme sonrası 21 ve 27. günler arasında ortaya çıkmaktadır. Bu dönemde kadınların önemli bir kısmı hamile olduklarını fark etmeyebilirler. Folik asit desteği alınmadığında nöral tüp defekti görülme olasılığı 2000 doğumda 1 civarındadır. Folik asit desteği ile bu oran %50 oranında azaltılabilir. Bu etkinin ortaya çıkması için hamile kalmadan 1 ay önce folik asit kullanmaya başlanması gereklidir. Ayrıca yarık damak ve bazı kap defekteleri gibi anomalilerin de folat alımındaki azlığa bağlı olduğu ileri sürülmektedir. Amerikan Halk Sağlığı dairesi ve diğer ilgili kuruluşlar hamile kalma potansiyeli olan her kadının mutlaka folik asit desteği alması ve folik asit ilaçları kullanmasını önermektedir. Bununla birlikte ABD'de hamile kadınların yalnızca yarısı bu öneriye uymaktadır. Bu nedenle ABD'de bazı besin maddelerinin folik asit açısından zenginleştirilmesi gündeme gelmiştir. Ülkemiz için durum çok daha kötüdür. Hamilelerin önemli bir kısmı hamile kalmadan önce danışmanlık almadığı için konudan habersizdir. Yeterli folat düzeyinin bazı kalp ve ekstremite anomalilerini de azaltacağı ileri sürülmektedir. Ancak bu konuda yeterli kanıt yoktur. Bazı başka çalışmalarda ise yetersiz folat alımının erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve plasentanın erken ayrılmasına neden olabileceği gösterilmiştir. Bu nedenle nöral tüp defekti gelişme riski ortadan kalktıktan sonra da folik asit kullanmaya devam edilmelidir.
Nelerde Bulunur?Pek çok besin maddesi folik asit içerir. Bunlar: Portakal,mandalina, greyfurt gibi narenciye Kavun, karpuz Fasülye Brokoli ve ıspanak gibi yeşil sebzeler Fındık Karaciğerdir .
Ne kadar alınmalıdır!!! 12 yaşından başlayarak hem erkek hem de kadın için günlük folik asit ihtiyacı 0.4 miligramdır. Bu özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda önemlidir. Hamile kadınların günde 400-800 mikrogram folik asit alması gereklidir. Herhangi bir toksik etkisi olmamasına rağmen günlük 1 miligramdan fazla folik asit alınması önerilmez.
kaynak: http://www.mumcu.com/ Gebe ve anne adayları için teşekkürler sayın MUMCU.
16 Mayıs 2008 Cuma

Beklenen doğum tarihi tahmini tablosu

Bebeğiniz hangi ayda doğacak & Beklenen doğum tarihi tahmini tablosu
Beklenen doğum tarihinizi tahmin etmek için yukarıdaki tabloyu kullanabilirsiniz. Tabloda üstteki satırdan son adet tarihinizi bulup hemen altındaki güne bakın. Bugün sizin beklenen doğum tarihiniz olacaktır.
Beklenen doğum tarihi tahmin tablosu

Unutmayın bebeklerin sadece %5'i beklenen doğum tarihinde dünyaya gelir.

Bu yazı Dr. Alper Mumcu'dan (www.mumcu.com) alınmıştır

Hafta hafta gebelik takibi, ilk haftadan itibaren bebek gelişimi,

1. Hafta
Gebesizin ve uzunca bir süre adet kanamanız olmayacak. Gebeliğin başlangıcı olarak, gebe kalınan ilişkinin olduğu gün değil, bundan yaklaşık 14 gün öncesi yani son adet kanamasının ilk günü (SAT) kabul edilir. Bu durumda kanamanızın başladığı bugün istatistiksel anlamda gebeliğiniz başlamıştır. Bu şekilde hesaplandığında insanlarda gebelik 280 gün yani 40 hafta sürer. Gebeliğinizi takip ederken hafta olarak ifade etmeyi öğrenmeli ve ay hesabını bırakmalısınız.
2. Hafta
Endometrium adı verilen rahim zarı da kalınlaşmaya başlamıştır. Bu kalınlaşmanın amacı döllenme meydana geldikten sonra oluşacak embryonun rahim içinde rahatlıkla tutunmasını sağlamaktır. Yeni gelişecek olan canlının ihtiyaçlarını karşılamak üzere vücudun bu kısmında kanlanma artar. Bu haftanın sonunda gelişen yumurta çatlayarak yumurtalıktan atılır. Yani yumurtlama meydana gelir.Bir adet döneminde kadında sadece 1 yumurta üretilir ve çatlar. Çift yumurta ikizlerinde ve üçüzlerinde farklı olarak tek bir yumurta değil birden fazla yumurta atılır. Bu yumurtaların hepsi döllenir ise çoğul gebelik olur
3. Hafta
Yumurtalıklardan atılan yumurta hücresi ile erkekten gelen sperm fallop tüplerinde karşılaşır. Pek çok sperm, yumurta etrafında kümelenmesine rağmen bunlardan sadece 1 tanesi yumurtanın zarını geçerek içine girer ve kendi genetik materyali ile yumurtanın genetik materyali birleşir. Bu döllenmedir. Döllenme ile birlikte adına yaşam denilen mucize başlar. Fertilizasyon yani döllenme tek bir spermin yumurta hücresinin içine girmesi ile başlar ve zigot adı verilen oluşumun ortaya çıkması ile sonlanır. Fertilizasyon süreci yaklaşık 24 saat kadardır.Bir sperm yaklaşık 48 saat canlı kalabilir. İlişki esnasında vajina içine yaklaşık 300 milyon sperm bırakılır.Spermlerin sadece %1'i yani 3 milyon kadarı rahim içine girebilir. Rahim içine giren spermler kadının üreme organları içinde ilerleyerek tüplere kadar ulaşırlar. 10 saat süren bu seyahat sonunda yumurta hücresine kadar gelen spermleri başka bir görev beklemektedir. Yumurta hücresinin kabuğunu kırarak içine girmek. Yumurta hücresi zona pellucida adı verilen bir zar ile çevrilirdir. Spermlerden sadece 1 tanesi bu zarı delerek yumurtanın içine girebilir. Penetrasyon adı verilen bu işlem 20 dakika kadar sürer ve bir sperm penetre olduktan sonra zona pellucida tamamen kapanarak başka bir spermin girişine izin vermez. Sperm ve yumurta hücrelerinin çekirdeklerinin birleşmesi ile zigot ortaya çıkar ve döllenme sona erer. Zona pellucida'nın içindeki tek hücreli zigot döllenmeden Yaklaşık her 20 saatte bir hücre sayısı ikiye katlanır Hücre sayısı 16'ya ulaştığında artık zigot morula adını alır.Tüm bu olaylar gerçekleşirken zigot tüp içinde rahim boşluğuna doğru olan seyahatini devam ettirmektedir. 4. güne gelindiğinde morula uterus içine ulaşmıştır. Bu aşamada hücre bölünmesi hızla devam etmektedir ve morulanın merkezinde bir boşluk oluşmaya başlar. Hücrelerin bir kısmı embryoyu diğer kısmı plasentayı yapmak üzere trofoblast olarak farklılaşır.
Döllenmeden 5-6 gün sonra implantasyon yani rahim içine yerleşme başlar. BU dönemde trofoblastlardan hCG hormonu da salgilanmaya başlar. Bu hormon gebelik testlerinin pozitif olmasini saglayan hormondur. Endometriumun (rahim iç zari) o bölümünde kanlanma artar ve gebeligin devami için gerekli olan kan dolaşimi başlar.
Döllenme anında bebeğin cinsiyeti bellidir. Eğer dölleyen sperm X kromozomu taşıyor ise bebek kız, Y kromozomu taşıyor ise erkek olacaktır. Dolayısı ile bebeğin cinsiyetini belirleyen erkek, yani babasıdır. Kadının bebek cinsiyetinde en ufak bir rolü yoktur. Bu devrede cinsiyeti saptamak ancak genetik inceleme ile mümkündür. Bu aşamada belli olan sadece cinsiyet değildir. 38 hafta sonra dünyaya merhaba diyecek olan bireyin göz renginden kan grubuna kadar bütün genetik yapısı bellidir ve değiştirilemez. Bu aşamada anne adayinda herhangi bir fiziksel ya da ruhsal degişiklik yoktur. Yanliz implantasyon esnasinda hafif bir lekelenme şeklinde kanama olabilir.
4. Hafta

Adetiniz gecikti mi? Hemen eczaneden bir gebelik testi alıp evde yapın. Sonuç negatif çıkarsa hemen ümitsizliğe kapılmayın çünkü zaman zaman gebelik testleri negatif olabilir. Bu durumda yapılması gereken en akıllıca iş hemen doktorunuzdan randevu almaktır. Doktorunuz sizi muayene edecektir. Bu dönemde yapılan ultrasonografide gebelik kesesini görmek genelde mümkün değildir. Ancak kanda yapılan gebelik testi %100'e yakın doğrulukla gebeliğin olup olmadığını tespit edebilir.. Gebe bir kadında bazı fizyolojik ve ruhsal değişiklikler olur. Bu aşamadaki belirtiler adet öncesi belirtilerle hemen hemen aynıdır. Halsizlik, yorgunluk ve göğüslerde hassasiyet bulunur. Döllenmeden yaklaşik 1 hafta sonra impalantasyon gerçekleşmiştir ve trofoblast adi verilen hücreler endometrium hücrelerini hasarlayarak minik kan göllenmelerine neden olmaktadirlar. Bu göllenmeler yeni damar oluşumunu tetikler ve oluşacak olan plasentanin dolaşimi başlar. Embryoblast adi verilen hücre grubu ise hizla çogalarak 2 tabakali bir disk oluşturur. Bu tabakalardan üstte olani amniyon zari ve embryo olarak gelişimine devam ederken alt tabaka ise yolk sac adi verilen oluşumu meydana getirir. 4. haftanın sonunda koriyonik villus adı verilen doku rahmin içine doğru ilerler ve embryoda kan damarları teşekkül etmeye başlar. Yolk sac ise kan sistemini meydana getiren hücreleri üretmeye başlamıştır. Bu haftanın sonunda embryo ile plasenta arasında connecting stalk adı verilen bir oluşum bulunur ve bu daha sonra göbek kordonunu meydana getirir. Yine embryonik disk üzerinde ince bir hücre tabakasının ortaya çıkması gastrulasyon adı verilen devreye gelindiğini belirler. Bu işlemin sonunda embryonun 3 katmanı; ektoderm, endoderm ve mesoderm oluşur.
5. Hafta
Salgılanan hormonların etkisi ile erken gebelik belirtilerini hissedeceksiniz. Memelerde dolgunluk ve hassasiyet bu haftada en sık karşılaşılan yakınmadır.Sürekli uyku hali ve halsizlik genelde görülen bulgulardandır. Uterusunuzdaki büyüme mesanenizin kapasitesini azalttığı için sık sık tuvalete gitme ihtiyacı duyabilirsiniz. Eğer hala daha doktorunuza gitmediyseniz bir an önce gidin çünkü içinizdeki canlı ile tanışma zamanı geldi.Doktorunuz vajinal ultrasonografi ile gebelik kesesini uterus içinde size gösterecektir. Eğer ultrasonda kese görülemez ise bu bir dış gebelik olabilir.Dış gebelik hayati tehlike yaratabilen ciddi bir durumdur, bu nedenle ilk kontrolünüzü geciktirmemeniz kendi menfaatiniz icabıdır.
Döllenmeden sonraki 16. günde gelişim iyice hizlanir. Endoderm tabakasindan akcigerleri çevreleyen zarlar, dil, bademcikler, ürethra, mesane ve sindirim sistemi gelişirken, mesodermden kaslar, kemikler, lenf sistemi, dalak, kan hücreleri, kalp, akcigerler ile üreme ve boşaltim sistemleri farklilaşir.Cilt, tirnaklar, saç, gözün lens tabakasi, işitme sistemi, burun, sinüsler, agiz, anüs, diş mineleri, hipofiz bezi, meme dokusu ve sinir sitemi ise ektoderm tabakasindan farklilaşir. Döllenmeden 17-19 gün sonra embryonik alan bir armuda benzer. Kafa kismi kuyruk kismina oranla daha geniştir. Ektoderm tabakasi nöral plakayi oluşturmak üzere kalinlaşir. Bu plakanin kenarlari kivrilir ve nöral oluk adini alir. Bu embryonun sinir sisteminin taslagidir ve ilk gelişen organ sistemlerinden birisidir. Bu haftanın sonunda bebeğin kan hücreleri oluşmuştur ve epitel hücreler arasında kanallar oluşturmaya başlamıştır. 21. güne ulaşıldığında mesodermden köken alan somitler nöral oluğun her iki yanında ve kuyruk kısmından başlayarak belirmeye başlar. Endokardial hücreler ise erken embryodaki ilkel kalp tüplerini meydana getirmiştir.
6. Hafta
Belki de hala daha gebe olduğunuzu size fark ettirecek şikayetleriniz yok. Gebelik öncesi yaşantınız ile hiçbir fark göremiyorsunuz. Bilmelisiniz ki içinizde bir fabrika var ve hayal bile edemeyeceğiniz kadar hızlı çalışıyor. Embryonun tek tek her hücresi sürekli faaliyet halinde. Bu faliyetin sonucu olarak bazı şikayetlerde yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor. Pek çok kadın gibi sizde özelikle sabahları uyandığınızda midenizin bulandığını fark edebilir hatta kusabilirsiniz. Eskiden sizi cezbeden yemek kokuları artık size tiksinti veriyor ya da eşinizin o çok sevdiğiniz parfümünün birden bire aslında hiç de güzel olmadığını fark ettiniz. İş arkadaşınızın sigarası hiç sizi bu kadar rahatsız etmemişti. Aslında tüm bu kokular yine eskisi gibi. Değişen sizsiniz. Gebelik hormonlarının beyninizdeki bulantı merkezini uyarması neticesinde olan bu durum emesis gravidarum olarak adlandırılır. Eğer bulantı ve kusmalar sizin yaşantınızı ve beslenmenizi etkileyecek kadar şiddetli olur ise hiperemesis gravidarum tablosu gelişti demektir.Bu durumda ilaç kullanmanız gerekebilir. Bu dönem bebeğin organ gelişimi için kritik olduğundan alkol, sigara gibi bebeğe zararlı olabilecek maddelerden uzak durulmalıdır. Pek çok anne adayı bu dönemde gebe olduğunu sevdikleri ve dostları ile paylaşmak ister ve aileye yeni bir bireyin katılacağı müjdesi bu haftada verilir. Bazı anne adayları ise mutlu haberi paylaşmak için düşük riski olan dönemin geçmesini ve gebeliğin normal seyrettiğinden emin olmayı beklerler. Her iki davranış şekli de normaldir. Döllenmeden sonra 21-23 günlerde embryonun boyu 1.5-3 mm kadar olmuştur. Bu dönemde çok hizli bir büyüme ve degişim söz konusudur. Somitlerin sayisi 4-12 çift kadardir. Göz ve kulak taslaklari meydana gelmiştir. Nöral tüp yavaş yavaş kapanmaya başlar. Nöral taç adi verilen kisim ise kafatasi ve kafayi oluşturmaya başlar.Oluşan 2 endokardial tüp birleşir ve S şeklinde tek bir tüp meydana getiriler. Bu asimetrik oluşum ilkel kalptir ve bu dönemde kasilmaya başlar. Yani embryonun kalbi atmaya başlamiştir. Ancak damarlar tam anlami ile gelişmediginden tam bir dolaşim olmaz.
Embryo connecting stalk ile gelişen plasentaya baglidir. En gelişmiş sistem merkezi sinir sistemidir ve önbeyin tamamen kapanmiştir. 27. Günün sonunda embryo C şeklini almiştir. Yüz ve boyunu oluşturacak olan kivrimlar belirgindir. Kalpde karincik ve kulakçiklari ayiracak olan septalar belirir.Kapakçiklar gelişmeye başlar. Sindirim sitemini oluşturacak olan hücreler karaciger, mide ve pankreas üretmek üzere farklilaşmaya başlar. Sindirim siteminde ilk farklilaşan hücre grubu karaciger yapacak olan hücrelerdir. Embryo boyu 5 mm kadar olmuştur.
7. Hafta
Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu bir fasulye tanesi kadar olacaktır. Bu fasulyenin tepe kısmına dikkat ettiğinizde iki küçük siyah noktacığı fark edebilecektiniz. İşte bu iki küçük nokta bebeğinizin gözleri olacaktır, hatta gözün ağ tabakası olan retina oluşmaya başlar.Biraz daha kenarda yer alan topluiğne başından küçük çukurluklar da kulaklar olarak gelişecektir.Bu organlar hem denge hem de işitmede görev alır. İlkel bir ağız ve dil fark edilebilir.Yine bu haftada kol ve bacak tomurcukları oluşmaya başlar. İnce bir tabaka halinde deri belirir. Beyin 3 ana kısmına ayrılır. Tiroit bezi gelişimini sürdürür, lenfatik sistem ilk defa oluşmaya başlar.Kalp kısımları plazma ve kan hücreleri ile dolar. Kan dolaşımı başlamıştır. Şimdilik iki bölümden oluşan kalp dakikada 150 defa atmaktadır. Doppler ultrason ile bebeğinizin kalp atımını doktorunuz size dinletebilir. Akciğer gelişimi devam etmektedir. Safra kesesi, mide, barsaklar ve pankreas gelişimini sürdürür. Plasentadan gelen kan karaciğere ulaşır. Amniyon connecting stalk'ı çevreler ve içine alır. Connecting stalk daha sonra erişkinde umbilikal vesicle adı verilen bir oluşum olarak kalır.Kol tomurcukları artık oldukça belirgindir buna karşılık bacak tomurcukları yeni oluşmaya başlar. Embryo artık tamamen amniyon kesesi içinde yerleşmiştir.Somitler kas ve kemikleri oluşturmak üzere farklılaşmaya başlar. Dışarıdan gebe olduğunuzu fark ettirecek hiçbir değişim yoktur. Bu dönemde 1-2 kilo alınabilir ya da verilebilir. Her iki durum da normaldir. Gebeliğin erken belirtileri yavaş yavaş azalmaya başlar, buna karşın bulantı ve kusmalar artabilir. Bu şikayetler özellikle sabah erken saatlerde daha fazla olur.
8. Hafta
Bebeğiniz hala daha embryo olarak adlandırılmaktadır. Bunun nedeni alt kısmında kuyruğa benzer bir çıkıntının olmasıdır. Gelişmekte olan bebeğinizde küçülen tek bölüm bu çıkıntıdır. Diğer bölümler ise süratle büyümeye devam etmektedir.Özellikle beyin ve kafa hızla büyümeye devam eder.Göz kapakları kıvrım şeklinde ayırt edilebilir. Alt çene belirginleşmeye başlar.Omurilik gelişimini sürdürür.Üst damak farklılaşır. Burnun ucu oluşur. Dişetlerinin altında dişler gelişimini başlatır.Yemek borusu farklılaşır ve nefes borusundan ayrılır.Kalp içinde kapakçıklar fark edilmeye başlar.Kalbin 4 odacığı ayırt edilebilir. Akciğerler yemek borusunun iki yanında yer alırlar. Böbrek oluşmaya başlar.Kollar silindirik şekilde uzamaya başlarken uçlarında el ayaları belirmeye başlar. Kollarda sinir iletimi başlar.Yine kollar kıvrımlanır. Bu kıvrım gelecekteki dirsektir.
Hala daha kendinizi gebe gibi hissetmiyor musunuz? Önemli değil. Önünüzde daha çok zaman ve yaşanacak şey var. Örneğin gebelik öncesinde kapalı bir yumruk kadar olan rahminiz artık neredeyse portakal kadar oldu bile. Rahimdeki bu büyümeler sizde zaman zaman hissedeceğiniz karın kramplarına neden olabilir. Bu arada kendinizi ergenlik döneminde gibi hissedebilirsiniz. Çünkü hormonal değişimlere bağlı olarak cilt değişiklikleri baş göstermeye başlayacaktır. Yağlı bir cilt ve sivilcelenme bunun en tipik göstergeleridir. Psikolojik durumunuz yavaş yavaş düzelmeye başlar ve gebelik kabullenilir. Artık gebeliğe alışmaya başlıyorsunuz.
9. Hafta
Embryonik kuyruk iyice kaybolmuştur. Kikirdak ve kemik dokulari oluşmaya başlamiştir. Barsaklar göbek kordonu içinden karin boşluguna dogru göç etmeye başlarlar.Beyin hala daha en büyük organdir. Yutak belli olmaya başlar.Agiz boşlugu oluşumu görülebilir. Kulak kepçesi farklilaşir. Gözde retina iyice belli olabilir. Göz kapaklari fark edilebilir.Burun delikleri belirir.Koku almaya yarayan sinir oluşur.Yemek borusu uzar ve kalpden çikan kan iki ayri yönde pompalanmaya başlar.Meme uçlari belirgindir.Ince barsaklar uzar, böbrek oluşumu tamamlanir ve ilk kez idrar üretmeye başlar.Ilkel cinsiyet hücreleri oluşmaya başlar. Diş genital organlarin farklilaşmasi başlamiştir.Ancak hala daha kiz yada erkek oldugu belli degildir. El ve dirsek belirginleşir. Bacaklarda sinir iletimi başlar.Bebek içinde yüzdügü suyun içinde hafif hafif hareket etmeye başlar. Sizde ise ikinci adet dönemi de gecikmiştir. Belirgin bir kilo artişi olmasa da memeler büyürler ve dolgunluk ve hassasiyet olur. Bu dönemde destekleyici sütyen giymeye başlamak gerekebilir. Mide içeriginin yemek borusuna kaçmasi sonucu yanma hissi olabilir. Bu dönemde günlük kalori gereksiniminiz yaklaşik 300 kalori artmiştir. Yeterli kalsiyum alabilmek için bol bol süt içmelisiniz. Eger süt içmeyi sevmiyor iseniz özel ilaçlar ya da daha iyisi yagsiz peynir gibi süt ürünleri tüketebilirsiniz.
10. Hafta
Fertilizasyondan 47-48 gün sonra ilk kez beyin dalgaları üretilmeye başlar.Kafa dik durumdadır ve iç kulakta denge sağlayan kısımlar gelişir. Dudakların gelişimi tamamlanır. Gözler kapalıdır.Gonadlar gelişir ve testis ya da over olarak farklılaşır. Kalp gelişimini büyük ölçüde tamamlar. Gövdenin dışında gelişmiş olan barsaklar karın boşluğu içine doğru iyice hareket ederler.Diz ve ayak belirginleşir. Ayak parmakları ve tırnakları belli olur. Kaslar güç kazanmaya başlar.Kız bebeklerde klitoris erkek bebeklerde ise penis gelişir.Hemen hemen bütün eklemler ve kasların oluşumu tamamlandığı için bebek artık su kesesi içinde hareket etmeye başlar, ancak bu hareketler sizin hissetmeniz için yeterli değildir.Bu haftanın sonunda bebeğinizin organogenez adı verilen organ gelişimi dönemi tamamlanmıştır. Gebeliğin geri kalan kısmında bu organların olgunlaşması olacaktır. Bu dönemlerde anne adayının duygu durumunda dalgalanmalar çok sık görülür. Kendinizi zaman zaman melankolik zaman zaman da çok mutlu hissedebilirsiniz. Bu çok normal bir durumdur. Hem gelişen bebeğinizin dişleri hem de kendi diş etlerinizin sağlığı için yeteri kadar flor aldığınızdan emin olmalısınız. Kan hacminiz arttığı için cildinize yakın toplardamarlarda koyulaşmalar fark edebilirsiniz. Bu durum özellikle bacaklar ve memelerde belirgindir. Kilonuz da artık artmaya başladı.Bulantı ve kusmalarınızın azalmaya başlaması bu dönemlerde beklenebilir.
11. Hafta
Bu haftadan başlayarak artik içinizdeki bebeginiz embryo olarak adlandirilmaz. O artik kocaman bir FETUS ve boyu yaklaşik 3 santimetre.Gebeligin en kritik dönemi artik sona erdi. Bu haftada beyin hizla büyümesini sürdürmektedir ve fetusun boyunun yarisini kafa oluşturmaktadir. Fetusun gözleri kapalidir ve bu göz kapaklarinin altinda iris tabakasi olgunlaşmasina devem etmektedir. Böbreklerde idrar üretimi başladigindan içinde yüzdügü amniyon sivisinin da miktari artmaya başlar ve bu haftada yaklaşik 50 ml olur. Sizde ise rahim bir greyfurt büyüklüğüne ulaşmıştır ancak hala daha pelvis içinde yer alır. Bulantılar azaldığından iştahta bir artış görülür. Bu dönemde prenatal testlerden bazıları yapılabilir. Doktorunuz bu konuda size yol gösterecektir. Son günlerde giderek popülarite kazanan ilk trimester tarama testleri üçlü test kadar gerçekçi sonuçlar vermektedir
12. Hafta
Diş etlerinde 20 dişinde yerleri belli olmuştur. Yüz insan görünümündedir, agiz içinde ise üst damak birleşmeye başlamiştir. Yüz derisi içinde kil kökleri belirmeye başlar. Fetusun girtlaginda ses telleri oluşumunu tamamlar ve teorik olarak fetus ses çikartabilir. Karin boşlugunda ise barsaklar karin içine girmiştir ve hareketleri başlamiştir. Karaciger safra salgilamaya başlar ve salgilanan safra safra kesesinde depolanir. Tiroid, ve pankreas gelişimini tamamlar. Pankreastan insülin salgilanir. Her iki cinste de diş genital organlar gelişimini tamamlamamiştir ancak kizlarda büyük ve küçük dudaklar, erkeklerde ise penis ve torbalar dikkatli gözlem ile ayirt edilebilir.Ellerde ve ayaklarda tirnaklar uzamaya başlar. Sinir sitemi biraz daha olgunlaşir ve fetusda refleksler gelişir. Bu dönemde cilt oldukça hassastir. Kemiklerden bazilari sertleşmeye başlamiştir. 12. haftaya gelindiğinde uterus yukarı doğru büyümeye devam eder ve pelvis dışına çıkarak karın boşluğuna girer. Artık mesane üzerine çok fazla baskı yapmadığından sık idrar yapma isteği bir miktar azalır. Bu durum son 3 aya kadar bu şekilde devam eder. Bu haftalarda başağrısı ve başdönmesi şikayetlerine sık olarak rastlanır. Düşük tehlikesi çok büyük ölçüde azalmıştır. Diş etleri gebelikten olumsuz yönde etkilendiği için diş hekiminizden randevu almanızda ve muayene olmanızda büyük fayda olduğunu unutmayın. Bu haftalar diş kontrolü için oldukça uygun dönemdir.
13. Hafta

Fetus artık giderek daha fazla insana benzemektedir. Gözler kafanın yan taraflarından ortaya doğru kaymaya başlar. Kulaklar normal pozisyonuna doğru hareketlenir. Dışarıdan bakıldığında bebeğin cinsiyeti kolaylıkla saptanabilir. Ancak ultrasonografide cinsiyet tespiti için henüz erkendir.Çok nadiren ve kaliteli cihazlarla bu haftada da cinsiyet saptamak mümkün olmaktadır.Bebeğin boyu biraz daha uzar. Bu hafta ilk trimesterin son haftasıdır. Gebeliğin erken bulguları ve yarattığı şikayetler hemen hemen hiç kalmamıştır.Bu dönemde çok fazla yorulmamak ve mümkün olduğunca dinlenmek gerekir.Rahim büyüdükçe gerilir ve etrafını çevreleyen ve kendisini yerinde tutan zarları da gerer. Bu hafif bir kasık ağrısı şeklinde algılanabilir. Round ligaman ağrısı olarak adlandırılan bu durum gelip geçicidir ve önemli değildir. Her şeyi etkileyen hormonlar ciltte de değişikliklere neden olurlar. Özellikle yüz ve boyunda lekelenmeler olabilir. Buna gebelik maskesi ya da chloasma adı verilir. Geçici bir durumdur ve doğumdan sonra düzelir. Artık karnınız büyümeye başlamıştır. Eskiden olan kıyafetler dar gelmeye başlayabilir.
14. Hafta
Gebeliğin en rahat dönemi olan ikinci terimestar'a hoşgeldiniz. Artık bebeğiniz tamamen bir insan görünümünde. Kaslardaki güç gelişimine bağlı olarak kafası öne eğik değil. Zaman zaman kafasını dik tutabiliyor. Doktorunuz ultrason ile incelerken size bebeğinizin el salladığını gösterecektir. Gerçi bu tamamen refleks bir hareket ama olsun. Bu arada bebeğiniz artık diğerlerinden tamamen farklı. Çünkü artık ona hiç değişmeden ömrünün sonuna kadar eşlik edecek olan parmak izi var!...Şu anda kendileri yaklaşık 25 gram ağırlığında ve 10 santimetre boyunda. Artık tüm besin ve oksijenini plasentası yardımıyla sizden alıyor. Plasentasyonun tamamlanması ile sizdeki uyku ve yorgunluk hali ortadan kalkacak. Dışarıdan bakanlar eğer yeterince dikkat ederlerse gebe olduğunuzu anlayabilirler. Progesteron hormonunun etkisi ile bütün düz kaslarınızda gevşeme meydana gelmiştir. Bu bel ağrıları, kabızlık ve tansiyonda hafif düşme olarak size yansır. Bulantılar geçmiştir ama yine progesteronun gevşetici etkisi ile mide içeriği yemek borunuza kaçar ve yanma olabilir. Bulantılar geçtiği için beslenmeniz düzelir, enerjiniz artar. Pek çok kadın gebeliğin bu döneminde kaybettiği cinsel dürtülerine yeniden kavuşur. Bu hoş bir durumdur. Unutmayın herhangi bir komplikasyon yok ise gebelikte cinsel ilişki yasak değildir.
15. Hafta
Bu haftanın sürpriz haberi: Bebeğinizin saçı çıkıyor. Gelişmekte olan bebeğin kafası üzerinde laguna adı verilen ince ve ipeksi tüyler belirmeye başlar. Bu ilkel saçlar doğumda kaybolurlar. İkinci önemli haber ise bebeğinizin parmağını emmeye başlamasıdır. Ultrason altında bebeğin parmağını ağzına götürüp emdiğini doktorunuz size gösterecektir. Korkmayın bu doğumdan sonra bebeğin parmak emme alışkanlığı olacağını göstermez. Sadece anne karnındaki bir refleksidir. Her bebek anne karnında parmak emer diye bir kural da yoktur, ama ultrason incelemeleri esnasında sıkça rastladığımız bir durumdur. Bu dönemde bebeğin cildi oldukça incedir ve deri altında damarlar görülebilir. Bu döneme ulaşildiginda karniniz oldukça büyümüştür. Elinizi karniniza götürdügünüzde uterusunuzu top gibi hissedebilirsiniz. Memelerden halk arasinda agiz da denilen ve klostrum adi verilen sivi gelebilir. Bu normal bir durumdur
16. Hafta
Bu haftada gözler ve kulaklar bebek doğduğunda bulunacakları son lokalizasyonlarına gelirler. Göz kırpma gibi basit refleksler gelişmeye başlar.Benzer şekilde kulaklar da son pozisyonlarını almışlardır. Barsaklarda mekonyum adı verilen fetal dışkı birikmeye başlamıştır. Bu dışkı benzeri yapı fetusun yuttuğu amniyon sıvısı, dökülen hücreler ve sindirim sistemi salgılarından oluşur. Macun kıvamında koyu renkli bir yapıdır. Sinir lifleri onlara özelliklerini veren myelin ismindeki madde ile kaplanmaya başlar. Myelin sinir iletimi için son derece önemli bir maddedir. Dolaşım sistemi tam anlamı ile fonksiyonel olmuştur. Bebeğin plasentası yaklaşık fetus kadardır. Göbek kordonu sistemi olgunlaşmaya başlar. 120 gram olan bebek avucunuza sığacak kadar büyümüştür. Ultrason altında bebeğin hıçkırdığı saptanabilir. Bu solunumun başlama işaretlerinden biridir. Bu haftanın diğer bir ilki de bebekteki ışık refleksinin ortaya çıkışıdır. Artık bebeğiniz teorik olarak ışığa tepki verebilir. Bu hafta her açıdan oldukça önemlidir. Bebeğin cinsiyeti bu haftada açıklığa kavuşur. İyi bir ultrason cihazı ve deneyimli bir göz 16. haftada bebeğin cinsiyetini çok büyük bir olasılıkla saptar. Bazı durumlarda 12-14. haftalarda da cinsiyet görülebilir, ya da gebeliğin son dönemlerine kadar hiç görülemeyebilir fakat bu çok nadir bir durumdur. Yine bu haftada down sendromu açısından son derece önemli olan üçlü tarama testi yapılabilir. Bu test için ideal zaman aralığı 16-20. haftalardır. Tecrübeli anne adayları bebeğin ilk hareketini bu haftada hissedebilirler. Ancak hareketin hissedilmemesi anormal bir durum olduğu anlamına gelmez. İlk gebeliğini yaşayanlarda bu 20 hafta civarında gerçekleşir.
17. Hafta

Onyedinci haftaya ulaşildiginda bebegin cilt altindaki yag depolari yavaş yavaş dolmaya başlar. Bu bebeginizin hizli büyüme evresine girdiginin belirtisidir. Büyümeye bagli olarak sizinde kilo artişiniz bir miktar hizlanacaktir. Bu haftaya kadar 2-4 kilo arasinda almiş olmaniz normaldir. Bebegin tüm organ sistemleri fonksiyoneldir. Ayrica içinde yüzdügü amniyon sivisini akcigerlerine çekmekte ve geri vermektedir. Bu ilkel solumadir. Bebegin dogum sonrasi normal nefes alip verişini saglayacak sistemlerin olgunlaşmasi için gereklidir. Kalbi ise inanilmaz bir eforlarla sürekli kan pompalamaktadir. Inanmasi güç olabilir ama bebeginizin kalbi onun vücuduna günde yaklaşik 25-30 litre kan pompaliyor. Siz de karınızı elleyerek rahminizin ulaştığı boyutu hissedebilirsiniz. Bu haftada rahimin tepe noktası yani fundus göbek deliğinin 3-4 parmak altındadır. Pek çok anne adayı bu haftalarda bebekleri, doğumun nasıl olacağı gibi konularda endişe duyarlar. Yapılacak olan üçlü test bu endişeleri biraz giderebilir.
18. Hafta
Minik bebeğinizin kemiklerinin büyük bir kısmı hala daha lastik sertliğinde ancak giderek sertleşiyor ve doğumdaki halini alıyor. Yeterli kalsiyum almayı ihmal etmemeniz kemik olgunlaşması için çok önemli. Anne karnındaki bebeğin uyanık olma ve uyuma periyotları vardır. Gözlerin üzerinde kaşlar ortaya çıkmaya başlar. Kız bebeklerde pelvis içinde gelişen yumurtalıklarda ilkel yumurta hücreleri belirir. Yine kız bebeklerde uterus tamamı ile oluşmuştur. Erkek bebeklerde ise prostat bezi gelişimini tamamlar.Cilt altında kahverengi yağ içeren doku meydana gelir. Deriyi kaplayan ve verniks caseosa adı verilen krem şeklindeki madde izlenebilir. Plasenta gelişimini tamamlamıştır ve bu haftadan sonra kalınlığı artmaz, sadece çap olarak büyür. Dışarıdan bakıldığında kişinin gebe olduğu artık çok rahat anlaşılabilir. Bebek hareketleri çoğu anne adayı tarafından hissedilebilir. Eğer hala daha hissetmediyseniz endişelenmeyin, önünüzde 1-2 hafta daha olabilir. Artmış kan hacmine bağlı olarak çeşitli şikayetler olabilir. Yine düz kas gevşemelerine bağlı olarak ani tansiyon düşmeleri görülebilir. Yatar pozisyondan ayağa kalkarken bu işi yavaş yavaş yapmaya özen gösterin. 35 yaşın üstündeki anne adaylarında ya da üçlü testte şüpheli durum saptananlarda amniyosentez bu haftalarda yapılır.
19. Hafta
Artık gebeliğiniz fark ediliyor ve gebe kıyafetlerinin her kadına çok yakıştığını unutmayın. Fark edeceğiniz başka bir değişiklik ise memelerinizdeki kahverengi alanın giderek büyümeye başlamasıdır. Areola adı verilen bu bölge memenin yarısını kaplayabilir. Bu normal bir durumdur ve doğumdan sonra onikinci aya kadar devam edebilir. Bu dönemde yürüyüş hem bünyeniz hem de psikolojik durumunuz için yararlıdır. Bebeğinizin vücudu krem benzeri bir madde ile çevrilidir. Onun hassas cildini uzun süre suda kalmanın etkilerinden koruyacak olan bu maddenin adı vernix caseosa'dır. Ultrasonda ise bebeğinizin sürekli hareket halinde olduğunu görebilirsiniz. Ne yazık ki henüz eşiniz sizin bu heyecanınıza ortak olamayacak. Çünkü hareketler henüz dışarıdan elle hissedilebilecek kadar kuvvetli değil.
20. Hafta

Tebrikler. Gebelik maceranızın tam ortasındasınız. Bu haftada doğumdan sonra 5 yaşına kadar devam edecek olan hızlı beyin olgunlaşması başlar. Bebeğin koku, tat, işitme, görme ve dokunma duyuları iyice aktif olmaya başlar. Kaşlar ve saçlar iyice belirginleşir. Fetus sık sık göz kırpar. Lanugo adı verilen tüyler tüm vücudunu kaplar ancak yoğun olarak yüz ve boyun çevresinde bulunur. Kalp atımları hızlanır. Erkek bebekteki testisler karın boşluğundan torbalara doğru inmeye başlar. Eğer bebeğiniz bir kız ise yumurtalıklarında tam 6 milyon yumurta hücresi vardır. Bundan sonra yeni yumurta hücresi gelişmez. Mevcut olanların ise sayısı giderek azalır ve doğumda yaklaşık 1 milyona iner. Bebeğin hareketleri de hızlanır ve kuvvetlenir. Bebeğin ağırlığı yaklaşık 250-450 gram arasındadır. Bu haftadan sonra gebeliğin sona ermesi düşük olarak değil erken doğum olarak isimlendirilir. Bebeğin tüm organlarının ve kalbinin değerlendirildiği malformasyon ultrasonografisi ya da başka bir isimle ikinci düzey ultrason için ideal zaman 20. haftadır. Bu haftada rahimin tepe noktası göbek deliği hizasına kadar büyümüştür. Bu dönemden sonra 38. haftaya kadar her hafta yaklaşık 1 santimetre yükselir. 38. haftadan sonra ise bebeğin doğum kanalına doğru inmesi nedeni ile rahimin tepe noktası da aşağıya inmeye başlar. Orta hatta göbek deliği ile kasık arasında siyahlık belirmeye başlar. Buna linea nigra adı verilir ve doğumdan sonra kaybolur. Bu haftadan sonra gebelik çatlakları görülebileceğinden önlem almak yararlı olacaktır.Bebeğin hareketleri rahatça hissedilebilir. Normalde bir bebek saatte en az 2 kez hareket etmelidir. Ancak bu sayı gerçekte çok daha fazla olmasına rağmen sadece yeterince güçlü olan hareketler anne adayı tarafından hissedilebilir.
21. Hafta

Yirmibirinci haftaya ulaşildiginda bebekteki hizli büyüme biraz yavaşlar. Bu haftada en önemli olay kalp kasinin güçlenmesidir. Bebeginizin kalbi, kani çok daha etkili şekilde pompalamaya başlamiştir. Sizin dolaşiminizdaki kan miktarindaki artiş nedeni ile özellikle tüm gün ayakta olan gebelerde akşamlari ayaklarda ve ayak bileklerinde şişmeler olabilir. Bu tamamen normal bir durumdur. Gün içinde zaman zaman ayaklari hafif yükselterek dinlenmek ve eger mümkünse 2 saatten fazla ayakta kalmamak duruma yardimci olabilir. Bol su içmek bu yakinmalari arttirmaz tam tersine azaltir. Ihmal etmemeniz gereken bir başka konu ise artik en azindan haftada bir kez tansiyonunuzu ölçtürmenin faydali olacagidir. Karın boşluğu içerisinde büyüyen uterusun diğer organlar ile birlikte diyafram kasını da sıkıştırması sonucu pek çok gebe bu dönemde nefes darlığı ya da çabuk nefes nefese kalma sorunu yaşayabilir. Bu da gebeliğin normal sonuçlarından birisidir. Gebelik ilerledikçe bu sıkıntılar artabilir. Yine daha önce başlamadıysanız bu haftadan itibaren demir desteğine başlamanızda fayda var. Diyet ile aldığınız demir gebelikte size yeterli gelmeyecektir. Bu nedenle mutlaka dışarıdan destek almalısınız.
22. Hafta
Artık bebeğinizle konuşabilir, ona bir şeyler okuyabilir ya da şarkı söyleyebilirsiniz. Çünkü artık o sizi duyabilir. Hatta duymakla kalmaz seslere tepki de verebilir. Bu nedenle bebek gelişimi için yapılmış müzik CD'leri dinletebilirsiniz. Anne karnında klasik müzik dinlemenin ruhsal gelişime olumlu yönde etkisi olduğunu iddia eden çalışmalar mevcut. Hatta bazı çalışmalar bebeğiniz doğmadan önce ona okuduğunuz kitapları, doğduktan sonra emzirirken yeniden okuduğunuzda minik yavrunuzun daha güçlü emeceğini iddia ediyorlar. Bebeğinizde bu gelişmeler olurken siz de artık dengenizi sağlamakta zaman zaman güçlük çektiğinizi fark edebilirsiniz. Karnınızın büyümesine bağlı olarak bel kavisiniz de içeri doğru genişlediğinden vücudunuzun denge merkezi yer değiştirmektedir. Bünye buna aynı hızda uyum sağlayamadığından dengenizi sağlamakta güçlük yaşayabilirsiniz. Bu nedenle evde yanlızken banyo yapmamanız tavsiye edilir. Yine aynı nedenler ile dengeye dayalı sporlara da ara vermeniz gerekli. Gebelik hormonlarına bağlı olarak parmak eklemlerinize kadar tüm eklemlerinizde gevşemeler olacaktır. Bu size bel ağrısı olarak yansıyabilir. Bu haftalar hem denge sorunları hem de bel ağrıları nedeni ile yüksek topuklu ayakkabılara veda edilmesi gereken dönemlerdir. Gebeliğinizi geri kalan kısmında ortopedik ayakkabılar giymeniz rahatsızlıklarınızı azaltacaktır.
23. Hafta
Bebeğiniz artık tamamen minyatür bir insan görünümündedir. Kulak içinde yer akan minik kemikler tamamen sertleştiği için bebek çok iyi duyabilir. Dudakları iyice belirginleşir, ultrasonografide gülümsemesi fark edilebilir. Boyu 17-18 santimetre kadar olmuştur, kilosu ise 600 gram civarındadır. Gözleri tamamen gelişmiş olmasına rağmen renkli kısmı olan iris daha pigmente değildir, yani göz rengi belli değildir. Pankreas tam manası ile olmasa bile insülin salgılamaya başlamıştır. Sizde ise yavaş ama sürekli bir kilo artişi söz konusudur. Bu dönemde aşerme adi verilen olay hizlanir. Fazla abartiya kaçmadan ufak tefek kaçamaklara izin verilebilir. Bacak kramplari yirmili haftalarini yaşayan gebelerde nadir görülmeyen olaylardir. Kalsiyum ve magnezyum alimi şikayetleri ve kramplarin sikligini azaltacaktir. Kramp girdiginde bacaginizi düz uzatarak eşinizden masaj yapmasini isteyebilirsiniz. Bir başka güzel olay ise artik bebeginizin hareketlerini eşinizinde hissedebilecek olmasidir. Hareketler bebegin motor gelişimi yani kas güçlenmesi için çok önemlidir. Bu haftalarda yapilan ultrason incelemelerinde bebek makat gelişken çok kisa bir süre sonra baş gelişe dönebilir. Bebegin ters durmasi fazlaca önemli degildir.
24. Hafta

Dikkat: Çok iyi hazırlanmış şartlarda ve yoğun bakım koşullarında bu haftada doğan bebekler yaşatılabilmektedir.
24. hafta gebelik süreci içindeki önemli dönemeçlerden birisidir. Çünkü bu hafta viabilite sınırı olarak kabul edilir. Viabilite annesine bağımlı olmadan, annesinin vücudu dışında yaşamını devam ettirebilme anlamında kullanılmaktadır. Ancak fetusun viabilitesi pratikte her zaman gerçek olmaz. Bunu hayata geçirebilmek için solunum, sindirim, vücut ısısını korumak gibi yaşamsal fonksiyonların çok iyi desteklenmesi ve bebeğin enfeksiyonlardan korunması gereklidir. 24 haftalık bir fetus 650-700 gram ağırlığa ulaşmıştır. Ülkemizde de belirli merkezlerde bu kadar küçük bebekler yaşatılabilmektedir. Ancak önemli olan bu bebekleri yaşatmak değildir. Görme, işitme gibi duyusal faaliyetlerinin yanı sıra zihinsel gelişimlerinin nasıl olacağı tam anlamı ile gösterilememiş olan bu tür bebeklerin tüm yaşamları boyunca yakın takip altında olmaları gerektiğine inanıyorum. Literatürde en erken doğan ve yaşatılan bebek Kenya'da 19 haftalıkken dünyaya gelen ve Kelly adı verilen bir bebektir. Bu haftada bebeğinin akciğer içinde yer alan damar yapıları olgunlaşır. Hemen hemen bütün organları artık fonksiyonel olarak görev yapabilmektedir..br> Sizde ise diş eti kanamalari görülebilir. Gebelik hormonlari etkisi ile epulis gravidarum adi verilen diş eti hastaligi görülebilir. Dişinizi firçalarken ve hatta agzinizi çalkalarken bile kanamalar olabilir. Diş etleriniz çekilebilir. Hastaligin en ileri formunda dişlerde dökülmeler bildirilmektedir. Bu nedenle eger benzer yakinmalariniz varsa ihmal etmeden diş hekiminiz ile görüşmelisiniz. Yine 24. haftada gebeliğe bağlı diabetin varlığını araştırmak için doktorunuz sizden 50 gramlık glikoz tarama testi isteyecektir. Bu test 28. haftaya kadar ertelenebilir. Yine bu haftalarda erken doğumun belirtilerine karşı dikkatli olmayı öğrenmelisiniz. Bunu başarabilmek için de erken doğum hakkında bilgi sahibi olmanız gereklidir.
25. Hafta
Bu haftanın en önemli olayı bebeğinizin tat duyusunun büyük ölçüde gelişmiş olması. Tat duyusu ile birlikte ister inanın ister inanmayın bebeğinizin süt dişleri de gelişiyor. Bebeğin cildi hala daha ince ve kırılgan. Ancak vücudu orantılı bir şekilde doluyor, cilt altı yağ dokuları olgunlaşıyor. Artık uterus içinde göreceli olarak kapladığı alan azalmaya başladı. Bu da hareket için kendisine kalan boş alanın giderek azalacağı anlamına geliyor. Sonuç ise hareketlerin daha sert hissedilmesi olacak. Bu haftalarda yorgunluk hissedebilirsiniz. Bu gebeliğin normal yakınmalarından birisidir. Aynı zamanda gözlerinizin ışığa karşı oldukça duyarlı olduğunu fark edebilirsiniz. Gebeliğe bağlı göz kuruluğu pek çok anne adayının ortak yakınmasıdır. Sorunun üstesinden gelebilmek için yapay gözyaşı preparatları kullanabilirsiniz. Büyüyen rahimin baskı yapması ve dolaşımın bozulması nedeni ile bacaklarda ve belde ağrılar olabilir. Bazı gebelerde ise el parmaklarında dahi ağrılar olabilir. Bu gibi durumlarda soğuk tatbiki oldukça yararlı olmaktadır.
26. Hafta
Bebeğinizin akciğerlerinde hava kesecikleri oluşmaya başladı. Doğumdan hava solumayı sağlamak için akciğerler sürfaktan adı verilen bir madde üretirler. Bu madde, minik hava keseciklerinin çeperlerinin birbirine yapışmasına engel olur. Bu sayede her nefes alışta kesecikler hava ile dolar. Bu haftada bebeğinizin akciğerleri sürfaktan üretmeye başladı, ancak miktarları tabii ki yeterli değil. Erken doğum tehdidi yaşayan anne adaylarına yapılan bazı enjeksiyonlar ile bu maddenin yapımı hızlandırılmaya çalışılır. Amaç erken doğum olur ise bebeğin solunum problemi yaşamasını engellemeye çalışmaktır. Yapılan çalışmalarda 26 haftalık bebeklerin beyin dalgaları incelendiğinde dokunmaya beyin dalgaları ile cevap verdiği saptanmıştır. Ayrıca ilginç bir bulgu da karnınıza kuvvetli bir ışık kaynağı dayadığınızda bebeğin kafasını o yöne çevirmesidir.
Bu haftalarda birden bire ve durup dururken karnınızda bir sertleşme hissedebilirsiniz. Endişelenmeyin. Bu gebe rahimde, normalde görülen ve Braxton-Hicks olarak isimlendirilen kasılmalardır. Erken doğum tehdidinde ise kasılmalar sürekli ve belirli aralıklarla gelir. Düzenli kasılmaları saptamak için eşinizden yardım isteyebilirsiniz. Eşiniz, elinin ayasını uterusunuzun tam tepe noktasına yerleştirerek beklemeli. Bu haftada uterusun tepe noktası göbek deliğinin yaklaşık 5 santimetre yukarısındadır. Eşiniz 20 dakika kadar bu şekilde bekleyerek kasılmaların varlığını ve sıklığını saptayabilir. Bu işlemi kendiniz de yapabilirsiniz, ancak objektif olarak değerlendiremeyebileceğiniz için eşinizden istemenizde yarar var. Kasılmaları siz ağrı olarak hissetmeyebilirsiniz ya da çok hafif adet sancısı şeklinde fark edebilirsiniz. Eğer bunların sıklığı konusunda endişeleriniz varsa hemen doktorunuz ile temasa geçiniz.
27. Hafta
Bu haftaya gelindiğinde bebeğinizin gözlerinin rengi belli ve gözünü açıp kapamaya başlıyor. Beyin olgunlaşması hızla devam ediyor ve sese verdiği tepkiler iyice arttı. Boyu 25 santimetreye yaklaştı ve kilosu 1000 kilogram civarında. İkinci trimesterin sonu olan 27. haftada solunum ve uyku problemleri yaşayabilirsiniz. Özellikle yattığınız zamanlarda nefes darlığı ortaya çıkabilir. Bu durum bebeğinize herhangi bir zarar vermez ancak siz daha rahat edebilmek için, geceleri yatarken kullandığınız yastık sayısını arttırmalısınız. Tecrübeli anne adayları yatmadan önce yarım saatlik bir yürüyüşün oldukça faydalı olduğunu iddia ediyorlar.
Dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da kan basıncınız. Gerçi doktorunuz her kontrolünüzde tansiyonunuzu ölçüyor ancak siz de 3-4 günde bir bunu tekrarlasanız yararlı olur. Zira halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen preeklempsi için riskli döneme girdiniz. Rutin kontrollerinizde yapılan ultrason incelemelerinde artık bebeğinizi bir bütün olarak göremediğinizi fark etmişsinizdir. Artık bebek bütün olarak değil kısım kısım incelenmekte. Yapılan ölçümler ile kilosu gerçeğe yakın ölçülerde tahmin edilebilmekte. Bu hafta ile birlikte gebeliğinizin ikinci trimester'i sona erdi. Yolun büyük kısmı aşıldı.
28. Hafta
Bu hafta ile birlikte gebeliğin en zor dönemlerinden biri olan üçüncü trimester yani son üç aya girmiş oluyorsunuz. Bu haftada bebeğiniz hızla büyümeye devam edecek ve rahim içini mümkün olduğunca dolduracak. Rahim büyüklüğünüz neredeyse kaburgalarınızın seviyesine ulaştı. Bu haftada bacaklarınızdaki varislerde artış ve şişme fark edebilirsiniz. Yine hemoroid probleminiz varsa bu kötüleşebilir, ya da bacaklarınızda sık sık kramplar yaşayabilirsiniz. 28. haftada doktorunuz sizden glikoz yükleme testi isteyecektir. Bu testin amacı gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığını yani gestasyonel diabeti araştırmaktır. Yine bu haftada kan uyuşmazlığınız varsa doktorunuza bunu hatırlatın.
28. haftada dünyaya gelen bebeklerin yaklaşik %90'i yaşatilmaktadir. Ancak bu bebeklerde yogun bakim şartlarinda solunum destegi gerekmektedir. Bebeginiz sürekli uyuma ve uyanma dönemleri geçirmektedir. Zaman zaman gözlerini açip kapayabilir. Kaşlari gelişimini tamamlamiştir. Vücudu yag depolamaya devam etmektedir. Bu yaglar dogduktan sonra kendi vücut isisini ayarlamada oldukça önemlidir. Bu haftada bebeğinizle rahatça konuşabilirsiniz, çünkü artık sizin sesinizi tanıyor!
29. Hafta
Artık kafası ve gövdesi arasındaki oran normale yakın. Artık kendi vücut ısısını ayarlayabilme yeteneğine sahip. Kemik iliğide sürekli kırmızı kan hücreleri yani alyuvar üretiyor. Gözleri ise hareket etmeye başladılar bile. Bu arada unutmadan zaman zaman içinizde aniden bir hareket hissederseniz sakın şaşırmayın ve korkmayın çünkü bebeğiniz hıçkırıyor! 29. haftaya gelindiğinde hamileliğinizi artık iyice hissetmeye başladığınız fark edeceksiniz. Bu haftalarda karın cildinizde kaşınmalar hissetmeniz normaldir. Bunun yanı sıra karın içi basıncındaki ve dolaşım sistemindeki değişikliklerin sonucunda hemoroid (basur) problemi görülebilir. Ayrıca nefes darlığı, midede yanma, bacaklarda kramplar gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Bu yakınmaların sizi hamileliğinizden soğutmasına izin vermeyin. Bunların hepsi geçici ve tedavi ile üstesinden gelinebilecek şikayetleridir.
30. Hafta
Bebeğinizin cildini kaplayan ve lanugo adı verilen ince tüyler artık yavaş yavaş kaybolmaya başlarken el ve ayak tırnakları yavaş yavaş uzuyor. Kemik iliği kan hücresi üretimini tamamen karaciğerden devraldı. Öte yandan bebek artık etrafının farkına varmaya başlar. Rahimin içi genellikte zifiri karanlık gibi düşünülse de anne adayının bulunduğu çevreye bağlı olarak aydınlık ya da karanlık olabilir ve bebek bunun ayrımını yapabilir. Erkek bebeklerde testisler torbaya iniş sürecini tamamlamak üzeredir. Bebeğin ağrılığı doğumda olacağı ağırlığın üçte ikisine ulaşmıştır. Bu haftalarda anne adayı artık hamilelikten iyice sıkılmaya başlar. Uyuyamamak ve mide yanmaları sık görülen problemlerdir. Zaman zaman kasıklarınızda bir ağrı ya da kasılma hissedebilirsiniz. Bunlar rahimin gerginliğini sağladığı küçük ve önemsiz kasılmalardır.
31. Hafta

Bebeğinizin beyni hızla olgunlaşmasına devam ediyor. Hızla gelişen bir başka bölüm ise bebeğin kemikleri. Bebeğiniz bu haftalarda her zamankinden daha fazla kalsiyuma gereksinim duyuyor. Bu nedenle süt ve süt ürünlerini bolca tüketmeli ve doktorunuz gerek gördüğü taktirde kalsiyum ilaçları kullanmalısınız. Bebeğinizin göz bebeği ışığa reaksiyon vererek açılıp kapanmaya başladı bile. Büyüyen bebek ve rahim göğsünüzde sıkışmaya neden olabilir ve göğüs ağrısı ortaya çıkabilir.Bebek ile içinde yüzdüğü sıvı arasındaki oran bebek lehine bozulduğu için ona kalan alan daralmıştır. Bu nedenle bebeğinizin hareketlerini daha fazla hissedebilirsiniz. Daha önce fark etmediğiniz küçük hareketler bile sizi rahatsız edebilir.
32. Hafta
Cilt altı yağ dokusu gelişmeye devam ettikçe bebeğinizin rengi kırmızıdan pembeye doğru dönmeye başlar. Bu haftada bebeğinizin hareketlerinin iyice arttığını fark edebilirsiniz.Bebeğin hareketleri iyilik halinin bir göstergesidir bu nedenle hareketleri saymayı öğrenmenizde fayda var. Bu arda bebeğin tırnakları tamamen gelişti ve parmak uçlarına kadar uzadılar bile buna karşın bebeğin büyüme hızı azaldı. Bu haftadan sonra doktorunuz sizi 2 haftada bir görmek isteyebilir. Bu artık doğumun yaklaştığı anlamına da gelir. Erken doğum ile ilgili belirtileri öğrenip takip etmelisiniz. Sindirim sistemi ile ilgili sorunları azar azar ama sık sık yüksek lifli yiyecekler tüketerek ve bol sıvı içerek azaltabilirsiniz. Bacaklarda kramp çok sık rastlanılan bir bulgudur ve sizin kalsiyum ihtiyacınızın bir belirtisi olabilir. Hamileliğinizin sonuna yaklaşmış olmanız vitamin alımını kesmenizi gerektirmez. Bu vitaminleri doğuma kadar kullanmanız gereklidir.
33. Hafta
Son haftalara hızla yaklaştıkça bebeğinizin beyninde oluşmuş olan ve nöron adı verilen milyarlarca sinir hücresi de onun rahim içi yaşantısında etrafındakileri öğrenmesine yardımcı olur. Bebeğiniz duyabilir, hissedebilir ve görebilir. Bu haftalarda bebeğinizin baş çapı eskiye oranla daha hızlı büyümeye başlar. Bebeğinizin göz bebekleri tıpkı sizinkiler gibi ışıkta küçülüp karanlıkta büyüme yeteneğini kazanmıştır. Bebeğiniz bu sayede bulanık olarak görebilir. Yenidoğanlar gibi bebeğiniz zamanının büyük bir kısmını uyuyarak geçirir. Hatta erişkinlerdeki gibi derin uykuya dalar ve gözlerinde hızlı göz hareketleri (REM) saptanabilir. Erişkinlerdeki REM uykusu rüya görülen anları temsil etmektedir. Bebeğinizin rüya görüp göremediğini bilemeyiz ama onun rüya gördüğünü hayal etmek bile hoş bir düşünce olsa gerek. Bebeğinizin akciğerleri artık gelişimi ve olgunlaşmasını neredeyse tamamlamıştır. Koruma ve doğum sonrası vücut sıcaklığını koruma görevi yapan cilt altı yağ dokusu kalınlaşmaya devam etmektedir. Bebekler hamileliğin son dönemlerinde hızlı kilo alırlar. Bebeğiniz artık yavaş yavaş doğum pozisyonunu almaktadır. Eğer kafası yukarda ise büyük bir olasılıkla makat geliş nedeniyle sezaryen olmanız gerekecektir. Sonlara yaklaştikça siz de daha hizli kilo aldiginiz fark edebilirsiniz. Ellerde ve ayaklarda hafif ödem olmasi normaldir ancak şiddetli başagrilariniz varsa, çakan işiklar ya da noktaciklar görüyorsaniz, şişliklerde ani bir artiş varsa, karin agrisi, bulanti ve kusmaniz oluyor ise preeklempsi açisindan dikkatli olmali ve mutlaka zaman kaybetmeden doktorunuzla görüşmelisiniz. Eğer bebeğiniz çok iriyse ya da ikiz ya da üçüz bebek bekliyorsanız karnınızın içindeki aşırı şişlik nedeniyle midenize olan bası ve rahatsızlık hissi nedeniyle iştahınızda azalma olabilir. Bebeğinizin diz ve dirsek vurmalarını ayırt edebilirsiniz. Zaman zaman içerde bebeğin hopladığını hissettiğinizde telaşlanmayın. Bu bebeğinizin hıçkırmalarıdır ve tamamen normal bir durumdur.
34.hafta
Bebeginizin akcigerlerinde büyük bir olasilikla artik surfaktan adi verilen madde vardir. Surfaktan, akcigerlerde havalanmayi saglayan alveollerin içindeki havayi bosalttiktan sonra duvararinin birbirine yapismasini önleyen maddedir. Zamanindan çok önce dogan bebeklerde yogun bakimda surfaktan disaridan verilir. Bebeginizin akcigerlerinde surfaktan olmasi dogum durumunda solunum problemi yasama olasiliginin çok azaldigi anlamina gelir. Bebeginizin agriligi 2 kilo civarindadir. Boyu ise yaklasik 42 santimetredir.Bebeginizin böbrek üstü bezlerinden (adrenal) salgilanan hormonlar sizde süt üretimini baslatabilir. Bebeginiz uyurken sizin gibi davranir. Yani artik gözlerini uyurken kapatip uyanikken açik tutar. Tirnaklari parmak uçlarina kadar uzamistir. Bebeginizin bagisiklik sistemi gelismektedir, basit ve hafif enfeksiyonlarla mücadele edebilecek yetenegi kazanmistir.Bu haftadan baslayarak yasal olarak dogum öncesi iznine ayrilabilirsiniz. Bu haftalarda halsizlik ve yorgunluk pek çok hamile kadinin en önemli sikayet sebeplerinden birisidir. Uyuma güçlükleri, kilo artisi ve buna bagli olarak hareket yeteneginde azalma sorun yasamaniza neden olacaktir. Bu dönemde cinsel isteksizlik yasayabilirsiniz. Herhangi bir zararinin oldugu gösterilmemis olsa da eger istemiyorsaniz esinizi anlayisli olmak konusunda ikna etmelisiniz. Bu haftalarda yasanan bir baska sorun da dogum ve doguma ait konularla ilgili endiselerdir. Esinizin ve doktorunuzun yaklasimi son derece önemlidir. Dünyada hergün binlerce kadinin dogum yaptigini ve bunlarin sadece çok az bir kisminin sorun yasadigini aklinizdan çikarmamaya çalisin.
35.hafta

Bu haftadan sonra artik erken dogum sancilariniz baslasa bile doktorunuz durdurmaya çalismayacaktir. Bebeginiz dogum sonrasi genelde sorunsuz ya da az bir bakim ile yasamini kolaylikla devam ettirebilir ve agirligi 2000 gramin üzerindedir. Bebeginizin yag depolamasi devam ediyor. Bu haftada kol ve bacaklarda yag tutulumu basliyor. Tüm organ sistemleri gelisim ve olgunlasmasini tamamladi. Artik son rütuslar yapiliyor. Artik içinde yüzdügü suya oranla rahim içinde daha fazla yer kaplamaya basladigindan hereketleri de çok kolay olmayacaktir.
Doktorunuz bu haftadan itibaren her kontrolde sizi muayene ederek rahim agzinizin durumunu, açiklik olup olmadigini incelemek isteyebilir. Bu haftalara geldiginizde uykusuzluk probleminiz artis gösterebilir. Uykusuzlugun bir nedeni de bebegin yavas yavas asagi inmesi nedeniyle mesaneye basi yapmasi ve sik araliklarla tuvalete gitme gereksinimi duymaniz olabilir. Gece yatmadan önce sivi aliminizi kisitlamaniz bu konuda size yardimci olabilir.
36.hafta

Mutlu finale sadece 4 hafta kaldi (eger sezaryen olacaksaniz 2 hafta kadar daha zamanininz var demektir). Bebek ise hemen hemen hazirlandi. Her an dogum kanalina girebilir. Bu haftada yag birikimi diz ve dirseklerde hizlaniyor. Boyun ve bilekleri de unutmamak lazim. Bebeginizin dis etleri de olgunlasmasini tamamladi ve artik sert. Yanaklarinda ise yaglar birikti ve artik sikilacak hal aldi!.. Hamileliginizin basinda ultrasonda gördügünüz o ufacik canli artik tam anlamiyla yaklasik 2750 gram agirliginda bir insan yavrusu.Bu haftada bebeginiz genelde son durus pozisyonunu almistir ve artik dönmesi çok nadir olarak görülür. Bu haftadan sonra doktorunuz sizi her hafta görmek ve sizin ve bebeginizin durumunu degerlendirmek isteyebilir. Bu haftalarda kilo artisiniz (hem bebegin hem de sizin) çok hizli olabilir. Doktorunuz vajinadan kültür alarak grup B Streptokok enfeksiyonu tasiyip tasimadiginizi incelemek isteyebilir. Bu haftalarda karninizin üst kisminda bir bosluk ve rahatlama hissedebilirsiniz. Bu bebeginizin dogum kanalina dogru indigini belirtir ve angajman olarak adlandirilir. Midenizdeki basi ortadan kalkacagi için istahiniz yeniden açilabilir. Benzer sekilde akcigerlerinizdeki baski da olmayacagindan soluk alip vermeniz kolaylasir. Idrara çikma sikliginiz angajman sonrasi tipki hamileliginizin ilk baslarindaki gibi iyice artacaktir.Bebeginizin hareketleri disaridan rahatlikla izlenebilir. Zaman zaman karnizinin bir bölgesinde aniden bir yükselti fark edebilirsiniz. Bebeginizin hareketleri özellkle gögüs kafesinizin altinda size aci verebilir, caninizi yakabilir.
37.hafta
37. haftayi tamamladiginizda bebeginiz ve hamileliginiz miadini doldurmus olarak kabul edilir. Ancak büyümesi daha durmamistir. Vücudu yag depolamaya devam eder ve günde yaklasik 15-30 gram kadar alirlar. Genelde erkek bebekler kzi bebeklerden daha fazla yag depolarlar ve bu nedenle daha agir dogarlar. Bebeginiz artik yeterli koordinasyonu saglayacak kapasitededir ve elleri ile cisimleri rahatlikla kavrayabilir. Eger karniniza çok kuvvetli bir isik kaynagi dayarsaniz yüzünü o tarafa dogru çevirecektir.Rahim içinde soluk alip verme hareketleri yapar ve bunlarin ultrasonda izlenmesi bebeginizin iyi durumda oldugunun göstergesidir. Amniyon sivisina göre hacmi çok arttigindan hareket etmesi zorlasir ve bebek hareketlerinde azalma fark edebilirsiniz. Bu haftaya kadar rahmi agziniz ve onu rahim içine baglayan kanal sümügümsü bir tikaç tarafindan doldurulmaktaydi. Bu mukus tikacin amaci rahminizin içini ve bebeginizi vajinadan gelebilecek mikrop ve enfeksiyonlara karsi korumaktir. Bu mukus tikacin vajinanizdan gelmesi dogumun belirtilerinden biridir ve halk arasinda "nisan gelmesi" olarak adlandirilir. Nisan dogumdan birkaç hafta önce gelebilecegi gibi sadece bir kaç saat önce de gelebilir. Nisani genelde kanli sümügümsü bir akinti seklinde hissedersiniz
38.hafta
Eger planli sezaryen olacaksaniz bu haftadan sonra herhangi bir günde güvenle dogumunuzu yapabilirsiniz. Bazi durumlarda normal dogum planlanan gebelerde doktorunuz suni sanci vererek dogumunuzu gerçeklestirebilir.Bu haftada bebeginizin kafa çevresi ile arin çevresi yaklasik olarak birbirine esittir.Yag birikimi giderek yavasladigindan kilo alimi da yavaslar. Ayni sekilde siz de daha az kilo almaya baslarsiniz. Yanaklari ve emme kaslari tamamen gelistiginden ve bebeginiz sürekli içinde yüzdügü amniyon sivisini yutar. Bu sivi ile birlikte sinirim sisteminden, cildinden dökülen hücreler ile tyler barsak içerigini yani diskisini olusturur. Bu diskiya "mekonyum" adi verilir. Mekonyum koyu yesil-siyah renkli bir maddedir ve bebek herhangi bir nedenle sikintiya girdiginde ilk olarak kakasini yapar. Zaman zaman bacaklarinizda elektrik çarpmasina benzer yakinmalar olabilir. Bunun nedeni bebeginiz hareket ederken ve pelvis içinde yerlesirken rahimin etrafindaki sinirlere dokunmasidir. Esiniz doguma girmek istemiyorsa onu size eslik etmesi için ikna etmeye çalismalisiniz. Kadinlarin çogu dogum sirasinda esleri yanlarinda oldugunda kendilerini çok daha rahat hissederler. Ancak esinizi çok fazla zorlamayin belki kendisini kan tutuyordur ve bunu size söylemekten çekiniyordur. Bazi kadinlar ise eslerinin kendilerini o halde görmesi düsüncesinden rahatsiz olurlar. Eger esiniz doguma katilmak istiyorsa ancak siz bundan rahatsizlik duyacaksaniz esinize durumu açikça anlatarak size anlayis göstermesini isteyebilirsiniz. Kendi onaylamadigi halde esi herseye ragmen doguma girmek isteyen kadinlara küçük bir hile önerisi. Gizlice doktoruzla konusun ve esinizi içeri almamasini isteyin -:)
39.hafta
Son haftaya girildiginde oksijen ve besin maddelerini bebeginize tasiyan göbek kordonunun uzunlugu yaklasik 50 kalinligi ise 1.3 santimetre civarindadir. Bebeginizin agirligi 3000 gramin üzerindedir ve rahimin büyük bir kismini doldurmaktadir.Bebeginizin cildini kaplayan ve verniks adi verilen kremsi madde ortadan kaybolmaya baslar. Benzer sekilde lanugo adi verilen tüyler de büyük ölçüde dökülmüştür.Sizden geçen antikorlar bebeginizin dogum sonrasi en az 6 ay süreyle enfeksiyonlara karsi mücadelesinde yardimci olacaktir.Son haftada amniyon zari her an açilabilir ve sulariniz gelebilir. Bazen bardaktan bosalircasina hizli ve fazla miktrada olan bu olay bazen de çok yavas olabilir. Hatta kendinizi idrar kaçirirmis gibi hissedebilirsiniz. Miktari ne olursa olsun sularinizin geldigini düsünüyosaniz zaman kaybetmeden doktorunuzu aramali ya da hastaneye gitmelisiniz.Vücudunuzun denge merkezi iyice degistiginden dengenizi saglamakta güçlük yasayabilirsiniz.Özellikle ilk bebeginizi bekliyorsaniz esinizle bir çift olarak yasadiginiz bu son günlerin kiymetini bilin. Bundan sonraki hayatinizi bir aile olarak devam ettireceksiniz.
40.hafta-Muhtesem final
Eger hala daha dogum yapmadiysaniz iyice sikilmaya ve sabirsizlanmaya basladiniz demektir.Sizden salgilanan hormonlarin bebeginizin dolasiminda da bulunmasi nedeniyle erkeklerde torbalar, kizlarda da labiumlar normalden daha büyük görünecektir. Hatta dogum sonrasi memelerinden süt dahi gelebilir. Bu hem kiz hem de erkek bebeklerde rastlanabilen bir durumdur ve bir kaç gün içinde kendiliginden kaybolur.Bu hafta size çok uzun gelebilir. Sabirli olmaya açalismalisiniz. Siz herhangi bir agri hissetmeseniz bile rahim agziniz yavas yavas açilmaya baslamis olabilir. Normal sancilarin baslamasi ile rahim agzindaki açiklik ve incelme de artmaya baslar. Açiklik 10 santimetre oldugunda dogumun ilk evresi tamamlanmistir. Daha sonra ikinci evre yasanir ve bebeginiz dünyaya ve size merhaba der. Vajinal dogumda kafa dogduktan hemen sonra doktorunuz bebeginizin agzini siler ve ilk aglamasi odada yankilanmaya baslar. Bu asamada daha göbek kordonu kesilmeden bebeginizin kucaginiza verilmesi ilk temasin daha sicak yasanmasini saglar.


Bu yazı Dr. Alper Mumcu'dan ( www.mumcu.com ) alınmıştır.bilgilerini ve emeğini bizimle paylaştığı için kendisine teşekkür ederiz.

Anne karnındaki haftasına göre bebek resmi-resimleri

Anne karnındaki 2.Haftalık bebek resmi hamilelikte bebek görüntüleri ne kadardır - Döllenme (fertilizasyon): Sperm ve yumurta özgün insan yapısını oluşturmak üzere kadın rahminin uzantısı tüplerde (fallop tüpleri) birleşir. Bu birleşmede insanın fiziksel özelliklerini önceden belirleyen 46 kromozom bir araya gelmiş olur Sağdaki resimde konsepsiyondan sonra sadece 30 saat geçirmiş olan döllenmiş bir yumurta görülmektedir, buradaki görünen büyüklüğüne karşın gerçek büyüklüğü bir toplu iğne başından daha büyük değildir.Halihazırda hızlı bir şekilde bölünmekte olan ve bu evrede "zigot" olarak adlandırılan embriyo fallop tüplerinden aşağı rahime doğru kaymaktadır.
Anne karnındaki 3. Hafta Rahime ulaşmasından sonraki bu safhada "Blastokist" olarak adlandırılan embriyo bağlanacağı uygun bir yüzeye tutunur. Bu tutunma rahim yüzeyinin altına doğru tünel açar gibi yerleşmedir.Yandaki resimde gösterilen "yolk" kesesi hayatın ilk haftaları boyunca kan hücrelerini üretecektir.Bu evrede embriyo ancak 4mm boyundadır, fakat hızla gelişmektedir. Omurga, spinal kolon,sindirim sistemi gelişmekte,böbrekler, karaciğer ve barsaklar şekillenmektedir.
Anne karnındaki 4. Hafta Embriyo annenin adet görmesini engelleyici hormonlar üretir
Anne karnındaki 5. Hafta Embriyo yaklaşık kuru üzüm tanesi boyutlarındadır. 21. gün itibariyle incecik bir zar yapısındaki kalbi çarpmaya başlamıştır Nöral tüp üç parçaya genişleyip kısa zaman içerisinde karmaşık beyin yapısını oluşturacaktır. Bu evrede omurga ve spinal kord vücudun diğer kalan bölümlerinden daha hızla büyür ve bir kuyruk görünümü oluşur.Bu görüntü büyümenin devam etmesiyle yavaş yavaş ortadan kalkar.

Anne karnındaki 6. Haftada bebek resmi bu şekilde görünmekte
Anne karnındaki 7. Hafta Ağız ve dilide içeren yüz özellik leri görünür durumdadır. Gözlerin retina ve lens yapıları oluşmuş, temel kas sistemi gelişmiştir çocuğun haraket pratikleri başlamıştır. Bu evrede çocuk annesininkinden farklı ken grubuna sahip olur. Bu kan hücreleri yolk kesesinden yerine karaciğğer tarafından üretilmektdir
Anne karnındaki 8. Hafta Bu evrede ana karnında ki bebek "fetus" olarak adlandırılmaya başlanır ve yaklaşık olarak 13 mm boyundadır. İncecik narin gövdesi içi sıvı ile dolu "amniyon" kesesi tarafındaan korunmaktadır.Çocuk bu sıvı içerisinde yüzer ve hareket eder. Kollar ve bacaklar uzamış parmaklar görülebilir duruma gelmiştir. Baş parmaklar sonraki birkaç gün zarfında gelişecektir, yine bu dönemde beyin dalgaataları ölçülebilir duruma gelir.
Anne karnındaki 10.Hafta Kalp hemen hemen tam gelişmiş ve yenidoğan bir çocuğunkine oldukça benzemiş durumdadır. Çocuğun kanının oksijenlenmesi plesenta aracılığı ile olduğundan kalbin atriumundaki bir açıklıktan kanın çoğu akciğerlere uğramaksızın pompalanır. 20 küçücük diş öncüsü yapı diş etlerinin içerisinde şekillenmektedir.
Anne karnındaki 12.Hafta Fötüsün ses telleri ağlayabileceği şekilde tamamlanmıştır ve bazen gerçektende (sessizce) ağlar.Beyin tamamen gelişmiştir ve çocuk ağrıyı hissedebilir.Baş parmağını emebilir.Göz kapakları gözü kapatır durumdadır ve optik sinir demetlerini korumak için 7.ayın sonuna kadarda kapalı kalır.

Artık hamilesiniz :) Gebeliğin 4. haftası

Evet. Bu haftanın sonunda tüm dünyaya anne olacağınızı ilan edebilirsiniz. Normalde adet görmeniz gerekirken adetiniz gecikti. Zaman zaman bu tür gecikmeler olabileceğini biliyorsunuz ama yine de heyecanlısınız. O halde neden daha fazla merakta kalacaksınız. Hemen eczaneden bir gebelik testi alıp evde yapın. Sonuç negatif çıkarsa hemen ümitsizliğe kapılmayın çünkü zaman zaman gebelik testleri negatif olabilir. Bu durumda yapılması gereken en akıllıca iş hemen doktorunuzdan randevu almakdır. Henüz bir doktorunuz yoksa hemen arkadaşlarınıza sormaya başlayın. Günümüzde bilinçli bir kadının düzenli görüştüğü ve aklına takılanları sorabildiği bir jinekoloğunun olmaması çok yazık. Doktorunuz sizi muayene edecektir. Bu dönemde yapılan ultrasonografide gebelik kesesini görmek genelde mümkün değildir. Ancak kanda yapılan gebelik testi %100'e yakın doğrulukla gebeliğin olup olmadığını tespit edebilir. Eğer gebelik varsa doktorunuz size önerilerde bulunacaktır.
Gebelik yoksa ya da adet görürseniz fazla üzülmemeye çalışın. İlk denemede gebe kalma oranının sadece %25 olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Denemeye devam edin. Eğer adet gecikmesine rağmen gebe değilseniz doktorunuz size adet gördürecek bir tedavi verecektir.
Gebe bir kadında bazı fizyolojik ve ruhsal değişiklikler olur. Bu aşamadaki belirtiler adet öncesi belirtilerle hemen hemen aynıdır. Halsizlik, yorgunluk ve göğüslerde hassasiyet bulunur.
Bu arada içerilerde neler olduğuna bir göz atalım. Döllenmeden yaklaşık 1 hafta sonra impalantasyon gerçekleşmiştir ve trofoblast adı verilen hücreler endometrium hücrelerini hasarlayarak minik kan göllenmelerine neden olmaktadırlar. Bu göllenmeler yeni damar oluşumunu tetikler ve oluşacak olan plasentanın dolaşımı başlar. Embryoblast adı verilen hücre grubu ise hızla çoğalarak 2 tabakalı bir disk oluşturur. Bu tabakalardan üstte olanı amniyon zarı ve embryo olarak gelişimine devam ederken alt tabaka ise yolk sac adı verilen oluşumu meydana getirir.
4. haftanın sonunda koriyonik villus adı verilen doku rahmin içine doğru ilerler ve embryoda kan damarları teşekkül etmeye başlar. Yolk sac ise kan sistemini meydana getiren hücreleri üretmeye başlamıştır. Bu haftanın sonunda embryo ile plasenta arasında connecting stalk adı verilen bir oluşum bulunur ve bu daha sonra göbek kordonunu meydana getirir.
Yine embryonik disk üzerinde ince bir hücre tabakasının ortaya çıkması gastrulasyon adı verilen devreye gelindiğini belirler. Bu işlemin sonunda embryonun 3 katmanı; ektoderm, endoderm ve mesoderm oluşur.
Bu yazı Dr. Alper Mumcu'dan (www.mumcu.com) alınmıştır

Nasıl Hamile kalınır. Hayatın başladığı yerdesiniz :)

Yumurtalıklardan atılan yumurta hücresi ile erkekden gelen sperm fallop tüplerinde karşılaşır. Pekçok sperm, yumurta etrafında kümelenmesine rağmen bunlardan sadece 1 tanesi yumurtanın zarını geçerek içine girer ve kendi genetik materyali ile yumurtanın genetik materyali birleşir. Bu döllenmedir. Döllenme ile birlikte adına yaşam denilen mucize başlar. Fertilizasyon yani döllenme tek bir spermin yumurta hücresinin içine girmesi ile başlar ve zigot adı verilen oluşumun ortaya çıkması ile sonlanır. Fertilizasyon süreci yaklaşık 24 saat kadardır.Bir sperm yaklaşık 48 saat canlı kalabilir. İlişki esnasında vajina içine yaklaşık 300 milyon sperm bırakılır.Spermlerin sadece %1'i yani 3 milyon kadarı rahim içine girebilir. Rahim içine giren spermler kadının üreme organları içinde ilerleyerek tüplere kadar ulaşırlar. 10 saat süren bu seyahat sonunda yumurta hücresine kadar gelen spermleri başka bir görev beklemektedir. Yumurta hücresinin kabuğunu kırarak içine girmek. Yumurta hücresi zona pellucida adı verilen bir zar ile çevrilirdir. Spermlerden sadece 1 tanesi bu zarı delerek yumurtanın içine girebilir. Penetrasyon adı verilen bu işlem 20 dakika kadar sürer ve bir sperm penetre olduktan sonra zona pellucida tamamen kapanarak başka bir spermin girişine izin vermez. Sperm ve yumurta hücrelerinin çekirdeklerinin birleşmesi ile zigot ortaya çıkar ve döllenme sona erer.
Zona pellucida'nın içindeki tek hücreli zigot döllenmeden 1.5-3 gün sonra bölünmeye başlar. Bu ilk bölünmeye klivaj adı verilir. Ortaya çıkan hücrelere ise blastomerdir. Klivajı takiben hızlı bir bölünme süreci başlar. Yaklaşık her 20 saatte bir hücre sayısı ikiye katlanır ve her bölünme ile birlikte zona pellucida içinde bulunan blastomerlerin çapı küçülür. Hücre sayısı 16'ya ulaştığında artık zigot morula adını alır.Tüm bu olaylar gerçekleşirken zigot tüp içinde rahim boşluğuna doğru olan seyahatini devam ettirmektedir. 4. güne gelindiğinde morula uterus içine ulaşmıştır. Bu aşamada hücre bölünmesi hızla devam etmektedir ve morulanın merkezinde bir boşluk oluşmaya başlar. Bu aşamadaki oluşuma blastokist adı verilir. Zona pellucida boyutları sabit olmakla birlikte içindeki hücreler düzleşir ve yoğunlaşır. Blastokist aşamasında artık hücre faklılaşmasıda balşamaktadır. Hücrelerin bir kısmı embryoyu oluşturacak olan embryobalastlar iken geri kalan hücreler plasentayı yapmak üzere trofoblast olarak farklılaşır.
Döllenmeden 5-6 gün sonra implantasyon yani rahim içine yerleşme başlar. Blastokist zona pellucida'yı yırtarak çıkar. Buna Hatching adı verilir. Bu esnada trafoblastlar bir enzim salgılayarak rahim içindeki hücre yapısını değiştirir ve blastokist için bir implantasyon alanı sağlar. Aynı anda trofoblastlardan hCG hormonu da salgılanmaya başlar. Bu hormon gebelik testlerinin pozitif olmasını sağlayan hormondur. İmplantasyonu takiben endometriumun (rahim iç zarı) o bölümünde kanlanma artar ve gebeliğin devamı için gerekli olan kan dolaşımı başlar.
Döllenme anında bebeğin cinsiyeti bellidir. Eğer dölleyen sperm X kromozomu taşıyor ise bebek kız, Y kromozomu taşıyor ise erkek olacaktır. Dolayısı ile bebeğin cinsiyetini belirleyen erkek, yani babasıdır. Kadının bebek cinsiyetinde en ufak bir rolü yoktur. Bu devrede cinsiyeti saptamak ancak genetik inceleme ile mümkündür. Bu aşamada belli olan sadece cinsiyet değildir. 38 hafta sonra dünyaya merhaba diyecek olan bireyin göz renginden kan grubuna kadar bütün genetik yapısı bellidir ve değiştirilemez.
Annedeki değişiklikler: Bu aşamada anne adayında herhangi bir fiziksel ya da ruhsal değişiklik yoktur. Yanlız implantasyon esnasında hafif bir lekelenme şeklinde kanama olabilir.
Bu yazı Dr. Alper Mumcu'dan (www.mumcu.com) alınmıştır

Hamilelik için hazırlık

Anne adayının yumurtalıklarında yumurta hücresi gelişimi devam etmektedir. Bu esnada endometrium adı verilen rahim zarı da kalınlaşmaya başlamıştır. Bu kalınlaşmanın amacı döllenme meydana geldikten sonra oluşacak embriyonun rahim içinde rahatlıkla tutunmasını sağlamaktır. Yeni gelişecek olan canlının ihtiyaçlarını karşılamak üzere vücudun bu kısmında kanlanma artar. Bu haftanın sonunda gelişen yumurta çatlayarak yumurtalıktan atılır. Yani yumurtlama meydana gelir.Bir adet döneminde kadında sadece 1 yumurta üretilir ve çatlar.
Çift yumurta ikizlerinde ve üçüzlerinde farklı olarak tek bir yumurta değil birden fazla yumurta atılır. Bu yumurtaların hepsi döllenir ise çoğul gebelik olur halk arasındaki tabiriyle ikiz yada üçüz bebekler. Yine aynı şekilde 1 yumurta ilede çoğul gebelik mümkündür.
Halk arasında anne genleri ile ikiz gebeliklerin geçtiği söylenir.

Hamile Kalmadan önce yapılması gerekenler

Bugün belki de son adet kanamanızı görmeye başladınız. Eğer planlarınız gerçek olur da gebe kalırsanız uzunca bir süre adet kanamanız olmayacak. Çoğu insan için şaşırtıcı olmakla birlikte gebeliğin başlangıcı olarak, gebe kalınan ilişkinin olduğu gün değil, bundan yaklaşık 14 gün öncesi yani son adet kanamasının ilk günü (SAT) kabul edilir. Bu durumda kanamanızın başladığı bugün istatistiksel anlamda gebeliğiniz başlamıştır. Bu şekilde hesaplandığında insanlarda gebelik 280 gün yani 40 hafta sürer. Ay hesabı yapmak karışıklığa neden olabileceğinden siz de gebeliğinizi takip ederken hafta olarak ifade etmeyi öğrenmeli ve ay hesabını bırakmalısınız. 28 günde bir adet gören kadın için yumurtlama zamanı kanamanın başlangıcından itibaren 14. gün civarındadır.Bu günler zararlı alışkanlıklardan vaz geçmek için en uygun dönemdir. Örneğin sigara içmeye son verilmeli, alkol ve ilaç alımı kısıtlanmalıdır. Uygun ve sağlıklı beslenme alışkanlığı elde edilmeye çalışılmalıdır. Bu alışkanlıklar rahat bir gebelik süreci için de önemlidir. Bol miktarda taze meyve ve sebze tüketmek, yapay maddeler içeren besinlerden uzak durmak ve olabildiğince fazla su içmek faydalıdır.Daha önceden başlanmadı ise bu zaman içinde folik asit alımına başlanabilir. Folik asit sayesinde nöral tüp defekterinin yaklaşık %50'lik bir kısmı önlenebilmektedir. Eğer mümkünse egzersiz yapmak yine oldukça yarar sağlar. Bu gebelik öncesi dönemde pozitif düşünmek ve mümkün olduğunca dinlenerek stresden uzak durmak dünyaya getirmeye çalıştığınız bebeğiniz için oldukça iyi bir başlangıç olacaktır.

Ultrasonda cinsiyetin saptanması kız bebek erkek bebek cinsiyetini gösteren ultrasonları

Yumurta sperm tarafından döllendiği anda doğacak bebeğin cinsiyeti de bellidir. Bunu belirlemede yumurtanın yani annenin hiçbir rolü yoktur.

Cinsiyeti belirleyen erkekden gelen spermin taşıdığı kromozomdur.Cunku anne, yani dişi, XX kromozom yapısına, baba ise XY kromozom yapısına sahiptir. Bu durumda anneden her zaman X kromozomu gelecektir. Eğer babadan gelen sperm X kromozomlu ise doğacak bebek XX yani kız olacak, eğer sperm Y kromozomu taşıyor ise doğacak bebek XY yani erkek olacaktır.

Döllenmenin gerçekleştiği anda aslında belli olan cinsiyet ancak 11. hafta civarında penisin gelişmesi ile dışarıdan bakıldığında anlaşılabilecek hale gelir. Buna paralel olarak doğacak olan bebeğin cinsiyeti kullanılan ultrason cihazının kalitesine ve çözünürlüğüne bağlı olarak bu haftadan itibaren teorik olarak görülebilir. Ancak pratikte bu her zaman mümkün olmamaktadır. Cinsiyet tespiti için en uygun dönem 16-20 haftalar civarıdır.

Bununla birlikte yapılan bir araştırmada gebeliklerinin 11-14 haftalarında olan 148 hastada bebeğin cinsiyeti görülmeye çalışılmış ve bunların 132 tanesinde bir tahminde bulunulabilmiştir. Ancak daha sonra yapılan takiplerde yapılan tahminlerin 106 hastada doğru olduğu geri kalanlarında ise yanılma söz konusu olduğu saptanmıştır. Bir başka deyişle cinsiyeti tahmin edilen bebeklerde yanılma oranı bu haftalar için %19.7'dir.

İlk trimesterda üç boyutlu ultrason ile incelenen 200 kadının bebeklerinde ise cinsiyet %85.3 oranında doğru olarak tahmin edilmiştir.

Bebeğin duruşunun uygun olmadığı zamanlarda gebeliğin sonuna kadar cinsiyet görülemeyebilir. Zaman zaman cinsiyet tayininde hatalar olabilmektedir. Kız denen bebeklerin doğduğunda aslında erkek olduğu ya da tam tersi durumlar söz konusu olabilmekte bu durum da bazı ailelerde yersiz endişeler yaratabilmektedir. Ultrason ile cinsiyet tayininin %100 olmadığı bilinmeli ve hata olabileceği her zaman hatırda tutulmalıdır.



Erkek Bebek Kiz bebek

Bu yazı Dr. Alper Mumcu'dan (www.mumcu.com) alınmıştır

Bebeğin Cinsiyeti Nasıl Belirlenir? Bilimsel olmayan yöntemler

Bebeğin Cinsiyeti Nasıl Belirlenir?
Bebekler, kadınların yumurtalarının erkeğin spermi ile birleşip yani döllenip, döllenmiş yumurta olarak kadının rahmine yerleşmesi ile oluşurlar. Bebeğin cinsiyetinin belirlenmesi de bu döllenme sırasındaki spermin karakterine göre oluşur. Spermlerde iki farklı karakter vardır. Bunlar; X karakteri (dişi bebek oluşturan sperm) ve Y karakteri (erkek bebek oluşturan sperm) dir.
Kadında ise yumurtada sadece ve herzaman X karakteri vardır. Bu durumda, babadan gelen sperm Y karakterli ise, annedeki X karakterli yumurta ile birleştiğinde XY yani erkek bebek oluşur. Eğer, babadan gelen sperm X karakterli ise, annedeki X karakterli yumurta ile birleştiğinde XX yani kız bebek oluşur. Yeni oluşan canlının kromozom kodu erkek ise 46-XY, dişi ise 46-XX olarak ifade edilir.
Kısacası bebeğin cinsiyetini her zaman erkeğin sperminde bulunan kromozom belirler. Kadının bu konuda hiçbir katkısı yoktur. Bebeğin cinsiyetini daima baba belirler. Erkek çocuk doğuramadı diye tek suçlu görülen kadınlar yıllar boyu eşlerinden ve ailelerinden tepki görmüşlerdir. Oysa görüldüğü gibi durum tam tersidir.
Hangi spermin yumurtayı dölleyeceğini binlerce farklı etken belirler ve bunlar her zaman koşullara göre çok farklılıklar göstermektedirler. Bu nedenle, bu yüzyılda ve bu teknolojide tek geçerli olan, bir bebeğin cinsiyetini belirleyen spermin seçimindeki tek faktör doğadır.
Çeşitli bilimsel temelleri olan ancak etkinliği düşük olan
yöntemler, bebek isteyen aileler tarafından uygulanmaktadır.
Bunlardan tıbbi müdahale gerektirmeyenleri şunlardır:
Shettles Metodu ile Bebeğin Cinsiyeti
Bu yönteme göre; Y kromozomu taşıyan erkek sperm, X kromozomu taşıyan kız spermine göre daha hızlı hareket eder. Fakat, X kromozomu taşıyan kız spermleri, Y kromozomu taşıyan erkek spermlerinden daha uzun yaşamaktadır. Dolayısıyla tam yumurtlama zamanında ilişkiye girilirse hızlı olan erkek spermler yumurtaya daha çabuk ulaşıp dölleyebilecek ve erkek bebeğin temelleri atılmış olacaktır. Oysa, yumurtlama zamanından 2-3 gün önce ilişkiye girildiğinde, erkek spermler yumurtlama zamanına kadar yaşayamadıkları için sadece kız spermler kalacak ve yumurtayı onlar dölleyebilecektir. Bu kez kız bebeğin temelleri atılmış olacaktır. Yine bu yönteme göre; yüzeysel ilişki ile kız, derin cinsel ilişki ile erkek olma ihtimali artmaktadır. Yumurtlama zamanını anlamak için de, piyasada bulunan çeşitli testler satın alınabilmektedir.
BabyChoice Metodu ile Bebeğin Cinsiyeti
Bu yönteme göre; anne yumurtasındaki zar X veya Y kromozomu taşıyan spermleri dönem dönem kabul ya da reddettmektedir. X kromozomları “+” yük taşımakta, Y kromozomları “-” yük taşımaktadır. Buna göre de, yumurta zarı ve sperm arasındaki etkileşim annenin biyolojik saatine göre değişmektedir. Kısaca, annenin yumurta zarındaki alıcıların hangi günlerde X kromozomlu spermleri, hangi günlerde Y kromozomlu spermleri kabul edeceğini bulan metotdur diyebiliriz. Yumurta hücresinin yılın 70-80 günü boyunca Y spermini, 70-80 gün boyunca X spermini, diğer günlerde ise her iki spermi de içeri kabul edebilecek özelliklere sahip olduğunu varsaymaktadır. Çiftlerin kendileri ile ilgili vercekleri bazı detaylı bilgiler ile onlara özel bir BabyChoice takvimi hazırlanır. Bu takvimde, hangi cinsiyet için hangi günlerde ilişkiye girilmesi gerektiği yazmaktadır.
Prekonsepsiyonel (Gebelik Öncesi) Beslenme Metod
Bu yönteme göre; hem annenin hem de babanın alkalen gıdalarla beslenmesi erkek bebek, asit gıdalarla beslenme ise kız bebek sahibi olma şansını artırmaktadır. Buna göre anne adayı gebelikten 2 ay önceden; et, balık, sebze, çikolata, tuz, tereyağı, kayısı, yulaf, pirinç besinlerini tüketirse erkek bebek ihtimalini artırmaktadır. Süt, peynir, fındık, fıstık, brokoli, lahana, fasulye, bal, pırasa, badem besinlerini tüketirse kız bebek doğurma ihtimalini artırmaktadır. Bu besinler vücudun elektrik yükünü alınan besinlere göre “+” ya da “-” yönde etkilemektedir. Genel olarak bu yöntem yine BabyChoice methodunu da desteklemektedir.
Bu bilimsel temelleri olan yöntemlerin haricinde halk arasında uygulanan başka yöntemler de bulunmaktadır. Bunlardan bir kaçı
Çin Takvimi Metodu ile Bebeğin Cinsiyeti
Bu yönteme göre; belirli yaşlardaki kadınlar belirli aylarda cinsel ilişkiye girdiğinde bebeklerinin cinsiyetlerini belirleyebilirler. Takvimde anne adayının gebe kalacağı yaş ile gebe kalıncak ayın kesiştiği kutuda yazan cinsiyet bebeğin cinsiyetini göstermektedir. Bu metoda göre tek yapılması gereken, yaşınıza göre istediğiniz ayı seçerek yumurtlama zamanında cinsel ilişkiye girmek.
Ay Takvimi Metodu ile Bebeğin Cinsiyeti
Bu yönteme göre; erkek bebek isteyen çiftler, geceleri çeyrek ay varken, ayın tek günlerinde cinsel ilişkiye girmelidirler. Eğer çift kız bebek istiyorsa, akşamüstü dolunay zamanı, ayın çift günlerinde ilişkiye girmelidir.
Cinsel İlişki Metodu ile Bebeğin Cinsiyeti
Bu yönteme göre de; erkek bebek için, baba adayı cinsel ilişki esnasında daha istekli ve aktif olmalı, anne ise ilişki sonrası kalkmayıp uzanmalıdır. Kız bebek için, kadın altta olmalı ve daha istekli olmalıdır.
Ultrason ile

BATIL İNANÇLAR evlenme ile ilgili halk inanışları

Evlenecek Kızlarla İlgili Batıl İnanışlar
· Gelin ayakkabılarının altına ya da gelinliğin eteğine ismini yazmak…
· Kına gecesinde çıkarılan duvağı, kısmeti kapalı olduğuna inanılan kızın başına takmak…
· Pazartesi günü, oğlan evinin kızlarının, kız evinde genç gelinin saçından “darısı başıma” diyerek bir tutam saç kesmek…
· Gelin evden giderken, arkada kalan evlenmemiş kızlar süpürsün diye süpürge bırakmak…
· Kız evinde, oğlan tarafından gelen nişan sepetini ya da tepsisini, evlenmemiş bir kızın başının üstünde açarak, onun da kısmetinin açılmasını sağlamak…
· Düğün gecesi gelinle birlikte yatmak…
·.Gelin duvağından gelin teli koparmak…
· Gerdek gecesi geline ikram edilen baklavadan gelin, bir diş ısırır, kalanı ise
Evlenmemiş kızların kısmeti açılsın diye onlara yedirilir…
· Gelin attan inmeden verilen bir bardak suya serçe parmağını sokar, sonra bardaktaki suyu hayırlı bir kısmet bulmaları için bekar erkekler birer yudum olarak içerler…
· Gelin oturacağı eve geldiğinde, sağ koltuk altına Kur-an, sol koltuk altına ise ekmek konur. Sonra bunlar alınır ve ekmekten birer lokma koparılarak “darısı sizin başınıza” diyerek kızlara dağıtılır, kızlar da sözde utanarak, sıkılarak ekmek parçalarını yerler…
· Söz kesmeye gidildiğinde, sözü kesilecek olan kız misafirlerin bulunduğu odaya ayaklarını sürüyerek girerse, o semtin kızlarının kocaya erken gideceğine inanılır…
· Gelin gerdek gecesinin ertesi gününden bir hafta sonrasına kadar, kendini görmeye gelen evlenmemiş kızların burunlarını sıkar, bu, onlara da evliliğin bulaşması anlamı taşır.
· Geline kına yakıldıktan sonra, kalan kına evlenmemiş kızlara yakılır. Ayak kınasından alınarak kızların başına sürülür ve “bahtları açılsın” denir…
· Kına gecesi evlenmemiş olanlar, içilen kına şerbeti bardağının içine bir miktar para bırakırlar, parayı bırakanın talihinin açılacağına, bırakmayanın da felakete uğrayacağına inanılır…
· Düğünde kısmeti kapalı olan kız, masadan bir kaşık çalarak bunu kızın oturduğu evin damına atar. Şayet kızın annesi ya da babası kaşığı görüp başka bir yere atarlarsa, o kızın kısmeti kapalı kalır. Yok eğer, “bu kaşığı kim atmış, sahibi kim?” diyerek sahibini ararlarsa, kızın kısmeti açılır. Kaşığı kimse görmese bile kızın kısmeti açılır…
· Nişan yüzüklerindeki kurdeladan bir parça alan kızın kısmetinin açılacağına inanılır..
· Düğünde gelinin ve damat ın başı üstüne atılan paradan almak da, uğur sayılır…
· Gerdek öncesi gelin ve damattan kalan yemeği yiyen kızların kısmeti açılır diye bilinir…
· Gerdek gecesinin ertesi günü gelinin yanına kısmeti kapalı iki kız oturtulur. Bu suretle onların da kısmetlerinin açılacağı kabul edilir…
· Kısmeti kapalı kızlara gelin, erkeklere de damat hamamda başlarından aşağı su dökerek, kısmetlerinin açılmasını sağlarlar…
· Nişan duası sırasında duayı yapan önüne konan şekerleri okur, bu şekerlerden üç tane yiyen bekarların kısmeti açılır…
· İmam nikahından sonra, erkek tarafından gelen şekerler yenir, kısmeti kapalı olanların bu şekerlerden yedikten sonra kısmetlerinin açılacağına inanılır…
· Gelin, damat evine geldikten sonra üzerine halka ekmekler takılmış bir oklavayı, kaynanayla birlikte tutarak oynar. Sonra bu ekmekler oradaki bekarlara dağıtılır ve yiyenlerin kısmetlerinin açılacağına inanılır…

Gönderen Yasemin zaman: 08:45 | 0 yorum  
Etiketler:

Eski Mısırlılarda Gebelik Testi ve Cinsiyet Öğrenme

Mısırlıların kullandığı yöntemde, doğacak bebeğin cinsiyeti de önceden tesbit edilebiliyordu. Hamile kadının idrarıyla sulanan tohumlardan, buğday taneleri daha önce filizlenirse bebeğin erkek, arpa taneleri daha önce filizlenirse bebeğin kız olacağı anlaşılıyordu.
Mısır’da 1898 yılında Sir Flinder Petrie adlı bilim adamının ortaya çıkarttığı Kahoun Papirüsü ile 1862 yılında bulunan Smith Papirüsü ve 1873 yılında bulunan Ebers Papirüsü’nde gebelik, idrar hastalıkları, varisler ve gebelik testleriyle ilgili bilgiler yer alıyor. Müzelerde sergilenen papirüslerde yer alan bilgilere göre, hamile şüphesi olan bir kadın her gün sabah idrarıyla biri buğday, diğeri arpa dolu iki torbayı sularmış. Hamilelik şüphesi olmayan bir başka kadın da yine ayrı ayrı buğday ve arpa torbalarını idrarıyla sularmış. Hamilelik şüphesi olan kadının idrarla suladığı buğday ve arpa dolu torbalar, diğer kadının suladığı torbalardan daha önce çimlenirse, hamile olduğu anlaşılırmış. İki kadının suladığı buğday ve arpalar aynı anda çimlenirse hamilelik olmadığı ortaya çıkarmış. Hamile olan kadınların sabah idrarlarında aşırı miktarda hormon bulunduğu için, buğday ve arpa torbaları diğer normal idrarlarla sulananlardan çok daha önce yeşerirmiş. Günümüzde meyve ve sebzenin daha erken sürede yetiştirilmesi için hormon kullanılması da aynı yöntemin bir benzeridir.
Bebeğin Cinsiyeti: Mısırlıların kullandığı yöntemde, doğacak bebeğin cinsiyeti de önceden tesbit edilebiliyordu. Hamile kadının idrarıyla sulanan tohumlardan, buğday taneleri daha önce filizlenirse bebeğin erkek, arpa taneleri daha önce filizlenirse bebeğin kız olacağı anlaşılıyordu. Prof. Julias Manger, 1933 yılında laboratuvarda kutuların içerisinde kurutma kağıtları üzerine yerleştirdiği buğday ve arpa tanelerini, idrarla sulayıp, Mısırlıların kullandığı gebelik ve cinsiyet belirleme yönteminin doğruluğunu ispat etmiştir. Günümüzde kullanılan gebelik testleri de, kadının idrarındaki hormon sayısının yoğunluğuna göre sonuç verir ve aynı esaslara göre uygulanır.Prof. Dr. Hulusi Köker de, Mısırlıların kullandığı gebelik testi yönteminin bilimsel olarak doğrulandığını ve hatta bebeğin cinsiyetinin de aynı yöntemle belirlenebildiğini onaylıyor.
Doğum Kontrolü: Mısırlılar, kadında kısırlığın tespiti için rahim ağzına (uteris) akşam yatarken sarmısak veya soğan yerleştirmişler. Sabah kadın uyandığında genzinde sarmısak veya soğan kokusu duyarsa tüplerinin açık olduğu ve gebe kalmasına bir engelin olmadığı anlaşılırmış. Koku duyulmazsa kadının tüplerinin kapalı olduğu, bu nedenle hamile kalamayacağı bilinirmiş. Ayrıca kadının rahminin içerisine paslanmayan metallerden olan altın veya gümüş yüzük konularak gebelik önlenirmiş. Arap kervancılar da bu yöntemi öğrenip, uzun çöl seyahatlerinde dişi develerin gebe kalmalarını önlemek için rahimlerinin içerisine temizlenmiş çakıl taşı doldururlarmış. Bence biraz vahşice bir yaklaşım.

BEBEĞİN CİNSİYETİNİ TAHMİN ETMENİN 40 YOLU

Eger; Erken hamilelikte mide bulantısı hissetmediyseniz, Bebeğinizin kalp atisi dakikada 140 atıştan daha azsa, Ön tarafınızdan daha çok kilo aldıysanız, Beliniz basket topu gibi görünüyorsa, Aerolarınız çok kararırsa, Daha düşük taşıyorsanız, Tuzlu ve eksi yiyeceklere as eriyorsanız, Proteine aş eriyorsanız-etler ve peynir, Ayaklarınız hamilelikten önceki haline göre daha soguksa, Bacaklarınızdaki tüyler hamilelik döneminde daha çabuk uzuyorsa, Elleriniz daha kuruysa,
Siz uyurken yastıklarınız kuzeye bakıyorsa,
Müstakbel baba sizinle birlikte kilo alıyorsa, Hamilelik size her zamankinden daha iyi bir görüntü veriyorsa, Idrarınız parlak sari rengindeyse, Burnunuz yayılıyorsa, Alyansınızı göbeğinizin üzerinde tuttuğunuzda yuvarlaklar çiziyorsa, Bas ağrılarınız varsa, Yasınıza gebe kalma tarihinizi, gebe kaldığınız ayin rakamını eklediğinizde çift sayı çıkıyorsa,
bebeğinizin erkek olma ihtimali yüksektir.
Eğer; Erken hamilelikte mide bulantılarınız varsa,Bebeğinizin kalp atisi dakikada en az 140 ise,Basenlerinizden ve poponuzdan kilo alıyorsanız, Sol göğsünüz sağ göğsünüzden daha büyükse, Saçınızda kırmızı hatlar çıkıyorsa,Yüksek taşıyorsanız,Karniniz karpuz gibiyse,Tatlılara as eriyorsanız, Meyvelere as eriyorsanız, Portakal suyuna as eriyorsanız, Hamilelik donemi boyunca normal zamanki kadar iyi görünmüyorsanız, Hamilelik donemi boyunca normalden daha huysuzsanız, Yüzünüz normalden daha çok patlaksa, Ekmeğin ucunun tepesini yemeyi reddediyorsanız, Göğüsleriniz gerçekten büyüdüyse! Siz uyurken yastıklarınız güneye bakıyorsa, Idrarınız donuk sari rengindeyse, Alyansınızı göbeğinizin üzerine tuttuğunuzda bir taraftan öteki tarafa hareket ediyorsa, Yaşınıza gebe kalma tarihinizi, gebe kaldığınız ayin rakamını eklediğinizde tek sayı çıkıyorsa,
bebeğinizin kız olma ihtimali yüksektir.
Demişler ama siz en güzeli ultrason yaptırın :)
Gönderen Yasemin zaman: 08:22 | 0 yorum  
Etiketler: